Tebbet Sûresi
Senin gözlerin onun gözleri gibidir, rengin de onun rengidir;
Boynun da onun boynu gibidir; ancak o, takısız değildir.
Bu hususta söylediğimiz görüşü tevil ehli (müfessirler) de dile getirmiştir.
Bunu söyleyenleri rivayetleri şöyledir:
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd, Allah’ın:“Boynunda bir ip olduğu halde” sözü hakkında dedi ki: "Onun boynunda (demektir).
Allah Teâlâ’nın şu sözüne gelince: “Mesedden bir ip”
Tevil ehli (müfessirler) bunun anlamı hakkında ihtilaf etmiştir. Onlardan bir kısmı şöyle demiştir: “Bu, Mekke’de bulunan iplerdendir.”
Bunu söyleyenleri rivayetleri şöyledir:
Bana el-Huseyin’den anlatıldı, dedi ki: Ebu Muâz’ı şöyle derken işittim: Bize Ubeyd anlattı, dedi ki: ed-Dahhâk’ı Allah’ın: “Boynunda sağlam bükülmüş bir ip olduğu halde”sözü hakkında şöyle derken işittim: Ağaçtan yapılmış bir iptir. Bu, onun odun taşıdığı iptir.
Bana Muhammed bin Sa’d anlattı, dedi ki: Bana babam anlattı, dedi ki: Bana amcam anlattı, dedi ki: Bana babam, babasından, o İbn Abbas’tan nakletti: "bükülmüş bir ip" hakkında (İbn Abbas) dedi ki: "Onlar Mekke’de olan iplerdir; Ayrıca şöyle denilmiştir: “el-Mesed”,kuyu makarasında olan çubuktur (mil)dir. Yine denilmiştir ki: “el-Mesed” deniz kabuklarından yapılmış bir gerdanlıktır.
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd Allah’ın: “Bükülmüş bir ip” sözü hakkında dedi ki: Yemen’de yetişen, kendisinin mesedi (lifi) olan ve bükülen ağaçtan iplerdir. Ve (İbn Zeyd) şöyle dedi: “Bükülmüş bir ip” yani onun boynunda ateşten bir iptir.
Başka bir grup ise: “el-Mesed”, liftir demiştir.
Bunu söyleyenleri rivayetleri şöyledir:
Bize Ebu Kureyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî’, Sufyân’dan, o da es-Suddî’den, o dan Yezîd’den, o da Urve’den nakletti: “Boynunda sağlam bükülmüş bir ip olduğu halde” ayetihakkında (Urve) dedi ki: "Boyu yetmiş arşın olan demirden bir zincirdir."
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Sufyân’dan, o da es-Suddî’den, o da kendisine Yezîd denilen bir adamdan, o da Urve bin ez-Zubeyr’den nakletti: “Boynunda sağlam bükülmüş bir ip olduğu halde” ayetihakkında (Urve) dedi ki: "Boyu yetmiş arşın olan bir zincirdir."
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı, dedi ki: Bize Sufyân, Yezîd’den, o da Urve bin ez-Zubeyr’den nakletti: “Boynunda sağlam bükülmüş bir ip olduğu halde” hakkında (Urve) dedi ki: "Boyu yetmiş arşın olan bir zincirdir."
Bize Ebu Kureyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî’, babasından, o el-A’meş’ten, o Mucâhid’den nakletti: “bükülmüş olandan (min mesed)” hakkında (Mucâhid) dedi ki: "Demirdendir."
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Sufyân’dan nakletti: “Boynunda sağlam bükülmüş bir ip olduğu halde” hakkında (Sufyân) dedi ki: "Ateşin içinde onun boynunda, uzunluğu yetmiş arşın olan bir tasma (halka) gibi bir iptir."
Başka bir grup ise: “el-Mesed”; kuyu makarasında bulunan demirdir." demiştir.
Bunu söyleyenleri rivayetleri şöyledir:
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Sufyân’dan, o Mansûr’dan, o Mucâhid’den nakletti: “Boynunda sağlam bükülmüş bir ip olduğu halde” hakkında (Mucâhid) dedi ki: "Kuyu makarasında bulunan demirdir."
Bana Muhammed bin Amr anlattı, dedi ki: Bize Ebu Âsım anlattı, dedi ki: Bize Îsâ anlattı; ve bana el-Hâris anlattı, dedi ki: Bize el-Hasan anlattı, dedi ki: Bize Varkâ, hep birlikte İbn Ebî Necîh’ten, o Mucâhid’den nakletti: “Mesedden bir ip” hakkında (Mucâhid) dedi ki: "Kuyu makarasının demirden milidir (çubuğudur)."
Bana el-Hâris anlattı, dedi ki: Bize el-Hasan anlattı, dedi ki: Bize Varkâ, İbn Ebî Necîh’ten, o Mucâhid’den nakletti: “Mesedden bir ip” hakkında (Mücâhid) dedi ki: "Kuyu makarasına ait demirdir."
Bize İbn Abdilâ'lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma’mer’den, o Katâde’den anlattı, dedi ki: Bize el-Muammer bin Süleymân anlattı, dedi ki: Ebu’l-Mu’temir şöyle dedi: Muhammed, İkrime’den naklen Allah’ın: “Boynunda sağlam bükülmüş bir ip olduğu halde” sözü hakkında "O, kuyu makarasının tam ortasında bulunan demirdir" dediğini iddia etti (söyledi).
Başka bir grup ise şöyle demiştir:
Bu, onun boynunda bulunan deniz kabuklarından yapılmış bir gerdanlıktır.
Bunu söyleyenleri rivayetleri şöyledir:
Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den nakletti: Allah’ın: “Boynunda sağlam bükülmüş bir ip olduğu halde” sözü hakkında (Katâde) dedi ki: "Deniz kabuğundan gerdanlıktır."
Bize İbn Abdilâlâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma’mer’den, o Katâde’den nakletti: “Mesedden bir ip” hakkında (Katâde) dedi ki: "Deniz kabuğundan gerdanlıktır." Bu konuda bana göre doğruya en yakın olan görüş, bunun: “Çeşitli türlerden bir araya getirilmiş bir ip olduğu”görüşüdür. Tevil ehlinin, yukarıda zikrettiğimiz şekilde farklı açıklamalar yapması da bunu göstermektedir. Bu görüşümüzün doğruluğuna delalet eden hususlardan biri de râcizin şu sözüdür:
“Sarı renkli, asil ve iç yağı çekilmiş develerden elde edilen çeşitli malzemelerle sağlamca örülmüş bir mesed...”
Şair burada, onun farklı şeylerden örülüp büküldüğünü ifade etmiştir. Aynı şekilde Ebû Leheb’in karısının boynundaki mesed de; liften, demirden, ağaç kabuğundan ve benzeri çeşitli şeylerden örülüp meydana getirilmiştir. Bu, onun boynuna deniz kabuklarından yapılmış bir gerdanlık gibi halka şeklinde takılmıştır. Bunun bir örneği de el-A’şâ’nın şu sözüdür:
“Akşam olunca kapısını bize kapatır;
Mesedli çıkrığın çıkardığı ses gibi gürültülü bir kapanışla.”
Şair burada "el-emsâd" derken; mesed kelimesinin çoğulunu kastetmektedir ki onlar da iplerdir.
Tebbet (Mesed) sûresinin tefsiri burada sona ermiştir.