۞ Kur'an Tefsiri Oku

Tebbet Sûresi

سُورَةُ ٱلمسد
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
فِى جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍ ﴿٥﴾
• • •
4,5- Karısı da… Hem de boynunda liften örülmüş bir ip olacak ve onunla odun taşıyacak.
Müfessir Seçin
۞
İbn Kesîr
vef. 774 / 1373
۞
Taberî
vef. 310 / 923
۞
Sa'dî
vef. 1376 / 1956
İbn Kesîr Tefsiri
Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm
​Saîd bin el-Müseyyeb dedi ki: Ümmü Cemîl'in çok değerli bir gerdanlığı vardı. O şöyle demişti: “Onu Muhammed'e düşmanlık yolunda mutlaka harcayacağım.” Bunun üzerine Allah, onun bu gerdanlığının karşılığı olarak boynuna ateşten örülmüş bir ip takılmasını takdir etti. İbn Cerîr dedi ki: Bize Ebu Kureyb anlattı, bize Vekî’, eş-Şa’bî’den naklen onun azatlısı Suleym’den anlattı, eş-Şa’bî dedi ki: “el-Mesed” ; liftir (liften bükülmüş iptir)." ​Urve bin ez-Zubeyr ise şöyle dedi: “el-Mesed”; boyu yetmiş arşın olan bir zincirdir." Sevrî’den nakledildiğine göre: "O, uzunluğu yetmiş arşın olan ateşten bir gerdanlıktır." el-Cevherî dedi ki: “el-Mesed”; liftir. “el-Mesed” aynı zamanda liften veya hurma yaprağından bükülmüş iptir; bazen de deve derilerinden veya onların yünlerinden (tüylerinden) olur. İpi sağlamca büktüğüm zaman (Arapçada) 'Mesedtü'l-hable' denir." Mücâhid: “Boynunda mesedden bir ip vardır.” sözü hakkında: Yani: “Boynunda demirden bir halka vardır.” Arapların, çıkrık makarasına da “el-Mesed” dediklerini görmez misin? ​İbn Ebî Hâtim dedi ki: Bize babam ve Ebu Zür’a anlattı, ikisi dediler ki: Bize Abdullah bin ez-Zübeyr el-Humeydî anlattı, bize Süfyân anlattı, bize el-Velîd bin Kesîr, Ebu Bedr’den, o da Ebu Bekir’in kızı Esmâ’dan rivayet etti. Esmâ şöyle demiştir: “Tebbet yedâ Ebî Leheb” sûresi nazil olunca tek gözlü olan Ümmü Cemîl bint Harb öfkeli ve feryat eder bir halde geldi. Elinde bir taş vardı ve şöyle söylüyordu: “Müzemmem'e (kınanmışa) karşı çıktık, Dininden nefret ettik, Emrine de isyan ettik.” Bu sırada Rasûlullah ﷺ mescitte oturuyordu ve yanında Ebû Bekir vardı. Ebû Bekir onu görünce: “Ey Allah'ın Rasûlü! Geliyor. Sana zarar vermesinden korkuyorum.” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “O beni göremeyecektir.” Ardından kendisini koruyacak şekilde Kur'ân'dan bir ayet okudu. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Kur’ân okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasına gizli bir perde çekeriz.” (İsra 45) Ümmü Cemîl geldi, Ebû Bekir'in yanında durdu; fakat Rasûlullah ﷺ'i görmedi. Sonra: “Ey Ebû Bekir! Bana arkadaşının beni hicvettiği haber verildi.” dedi. Ebû Bekir: “Bu Kâbe'nin Rabbine yemin olsun ki seni hicvetmedi.” dedi. Bunun üzerine geri döndü ve şöyle diyordu: “Kureyş iyi bilir ki ben onların efendisinin kızıyım.” ​(Râvi) dedi ki: Velîd kendi hadisinde veya bir başkası dedi ki Ümmü Cemîl, Kâbe'yi tavaf ederken elbisesine takılıp tökezledi ve: “Kahrolsun Müzemmem (kınanmışa) !” dedi. Bunun üzerine Abdülmuttalib’in kızı Ümmü Hakîm şöyle dedi: “Ben iffetli bir kadınım; bu yüzden kötü söz söylemem. Akıllı ve anlayışlı biriyim; bu yüzden çirkin işler yapmam. İkimiz de aynı soydanız. Bunun ötesinde hakikati Kureyş daha iyi bilir.”
Hâfiz Ebu Bekir el-Bezzâr dedi ki: Bize İbrâhim bin Saîd ve Ahmed bin İshak anlattı, ikisi dediler ki: Bize Ebu Ahmed anlattı, bize Abdusselâm bin Harb, Atâ bin es-Sâib’den, o Saîd bin Cubeyr’den, o İbn Abbas’tan rivayet etti: “Tebbet yedâ Ebî Leheb” sûresi nazil olunca Ebû Leheb'in hanımı geldi. Rasûlullah ﷺ oturuyordu, yanında da Ebû Bekir vardı. Ebû Bekir: “Biraz kenara çekilseniz; size zarar vermesinden korkuyorum.” dedi. Rasûlullah ﷺ ise: “Benimle onun arasına engel konulacaktır.” buyurdu. Kadın geldi ve Ebû Bekir'in yanında durdu. Sonra: “Ey Ebû Bekir! Arkadaşın bizi hicvetti.” dedi. Ebû Bekir: “Bu evin Rabbine yemin olsun ki o ne şiir söyler ne de şiir diliyle konuşur.” dedi. Kadın: “Şüphesiz sen doğrulanan bir kimsesin.” diyerek ayrıldı. Kadın gittikten sonra Ebû Bekir: “Seni görmedi mi?” diye sordu. Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Hayır. O ayrılıncaya kadar bir melek beni sürekli örtüp gizledi.”
Ebû Bekir el-Bezzâr daha sonra şöyle demiştir: “Ebû Bekir'den gelen bu rivayetin bundan daha güzel bir senedle nakledildiğini bilmiyoruz.”
Bazı ilim ehli, Allah Teâlâ'nın: “Boynunda mesedden bir ip olduğu halde.” âyeti hakkında şöyle demişlerdir: Yani onun boynunda Cehennem ateşinde bulunan bir ip olacaktır. O iple cehennemin kenarına kadar çekilecek, sonra aşağıya atılacaktır. Bu durum sürekli olarak tekrarlanacaktır. ​Ebu’l-Hattâb bin Dihye  et-Tenvîr adlı eserinde şöyle demiştir: Bu görüş rivayet edilmiştir. Burada “el-Mesed” kelimesiyle kova ipi kastedilmiştir.
Ebu Hanîfe ed-Dîneverî Kitâbü'n-Nebât adlı eserinde şöyle demiştir: “Her mesed, bir kova ipidir.” Bu konuda şu şiiri nakletmiştir: 
“Bir çıkrık, bir mil,

Sağlamca bükülmüş bir ip,

Ve mağarada saklanmış kendirden yapılmış bir halat...”
​(İbn Dihye) dedi ki: 'El-Abak; kendirdir (kenevirdir).
Bir başka şair de şöyle demiştir:

“Ey hurma lifinden örülmüş ip! (mesedü'l-hûs)

Benden Allah'a sığın.

Eğer sen yumuşak ve esnek isen,

Ben de istediğim zaman sertleşen ak saçlı bir ihtiyarım.”
Âlimler şöyle demişlerdir:

Bu sûrede açık bir mûcize ve nübüvvete dair apaçık bir delil bulunmaktadır.

Çünkü Allah Teâlâ: “Yakında o, alevli bir ateşe girip yanacak; Karısı da… Hem de boynunda liften örülmüş bir ip olacak ve onunla odun taşıyacak..” buyurarak, Ebû Leheb ile hanımının bedbaht olacaklarını ve iman etmeyeceklerini haber vermiştir

ve ne gizlide ne açıkta, ne içten ne de dıştan (görünüşte) o ikisinden hiçbirine iman etmek asla nasip olmamıştır (böyle bir şey takdir edilmemiştir). 

İşte bu durum, Rasûlullah ﷺ'in peygamberliğine dair en güçlü, en parlak ve en açık delillerden biridir.

قال سعيد بن المسيب كانت لها قلادة فاخرة فقالت لأنفقنها في عداوة محمد يعني فأعقبها الله منها حبلا في جيدها من مسد النار: وقال ابن جرير حدثنا أبو كريب حدثنا وكيع عن سليم مولى الشعبي عن الشعبى قال المسد الليف وقال عروة بن الزبير: المسد سلسلة ذرعها سبعون ذراعا وعن الثوري هو قلادة من نار طولها سبعون ذراعا وقال الجوهري المسد الليف والمسد أيضا حبل من ليف أو خوص وقد يكون من جلود الإبل أو أوبارها ومسدت الحبل أمسده مسدا إذا أجدت فتله. وقال مجاهد "في جيدها حبل من مسد" أي طوق من حديد ألا ترى أن العرب يسمون البكرة مسدا؟ وقال ابن أبي حاتم حدثنا أبى وأبو زرعة قالا حدثنا عبدالله بن الزبير الحميدي حدثنا سفيان حدثنا الوليد بن كثير عن أبي بدرس عن أسماء بنت أبي بكر قالت لما نزلت "تبت يدا أبي لهب" أقبلت العوراء أم جميل بنت حرب ولها ولوله وفي يدها فهر وهي تقول: مذمما أبينا ودينه قلينا وأمره عصينا ورسول الله صلى الله عليه وسلم جالس فى المسجد ومعه أبو بكر فلما رآها أبو بكر قال يا رسول الله قد أقبلت وأنا أخاف عليك أن تراك فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم "إنها لن تراني" وقرأ قرآنا اعتصم به كما قال تعالى "وإذا قرأت القرآن جعلنا بينك وبين الذين لا يؤمنون بالآخرة حجابا مستورا" فأقبلت حتى وقفت على أبي بكر ولم تر رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالت يا أبا بكر إنى أخبرت أن صاحبك هجانى قال لا ورب هذا البيت ما هجاك فولت وهي تقول قد علمت قريش أني ابنة سيدها. قال: وقال الوليد في حديثه أو غيره فعثرت أم جميل في مرطها وهي تطوف بالبيت فقالت تعس مذمم فقالت أم حكيم بنت عبدالمطلب إني لحصان فما أكلم وثقاف فما أعلم وكلتانا من بني العم وقريش بعد أعلم وقال الحافظ أبو بكر البزار حدثنا إبراهيم بن سعيد وأحمد بن إسحاق قالا حدثنا أبو أحمد حدثنا عبد السلام بن حرب عن عطاء بن السائب عن سعيد بن جبير عن ابن عباس قال لما نزلت "تبت يدا أبي لهب" جاءت امرأة أبي لهب ورسول الله صلى الله عليه وسلم جالس ومعه أبو بكر فقال له أبو بكر لو تنحيت لا تؤذيك بشيء فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم "إنه سيحال بيني وبينها" فأقبلت حتى وقفت على أبي بكر فقالت يا أبا بكر هجانا صاحبك فقال أبو بكر لا ورب هذه البيت ما ينطق بالشعر ولا يتفوه به فقالت إنك لمصدق فلما ولت قال أبو بكر ما رأتك؟ قال "لا ما زال ملك يسترني حتى ولت" ثم قال البزار لا نعلمه يروى بأحسن من هذا الإسناد عن أبي بكر رضي الله عنه. وقد قال بعض أهل العلم في قوله تعالى "في جيدها حبل من مسد" أي في عنقها حبل في نار جهنم ترفع به إلى شفيرها ثم ترمى إلى أسفلها ثم كذلك دائما قال أبو الخطاب بن دحية في كتابه التنوير وقد روى ذلك وعبر بالمسد عن حبل الدلو كما قال أبو حنيفة الدينوري في كتاب النبات كل مسد رشاء وأنشد في ذلك: وبكرة ومحورا صرارا ومسدا من أبق مغارا قال والأبق القنب: وقال آخر: يا مسد الخوص تعوذ مني إن تك لدنا لينا فإني ما شئت من أشمط مقسئن قال العلماء وفي هذه السورة معجزة ظاهرة ودليل واضح على النبوة فإنه منذ نزل قوله تعالى "سيصلى نارا ذات لهب وامرأته حمالة الحطب في جيدها حبل من مسد" فأخبر عنهما بالشقاء وعدم الإيمان لم يقيض لهما أن يؤمنا ولا واحد منهما لا باطنا ولا ظاهرا لا مسرا ولا معلنا فكان هذا من أقوى الأدلة الباهرة الباطنة على النبوة الظاهرة.
Bağlantı kopyalandı