۞ Kur'an Tefsiri Oku

Nasr Sûresi

سُورَةُ ٱلنصر
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا ﴿٣﴾
• • •
3- Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile! Şüphesiz O, tevbeleri çokça kabul edendir. 
Müfessir Seçin
۞
İbn Kesîr
vef. 774 / 1373
۞
Taberî
vef. 310 / 923
۞
Sa'dî
vef. 1376 / 1956
Taberî Tefsiri
Câmiu'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân
Yüce Allah’ın: “Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile! Şüphesiz O, tevbeleri çokça kabul edendir.” buyruğu, 
Yani: Rabbinin hamdi ve şükrü ile O’nu tesbih et, O’nu yücelt. Çünkü O, sana verdiği vaadini gerçekleştirmiştir. Sen o vakit O’na kavuşacaksın ve senden önceki peygamberlerin tattığı ölümü sen de tadacaksın.
Bu konuda bizim söylediğimize benzer görüşleri tevil ehli (müfessirler)  de dile getirmiştir.
Bu görüşü savunanlar şunları söylemiştir:
​Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı, dedi ki: Bize Sufyân, Habîb’den, o Saîd bin Cubeyr’den, o İbn Abbas’tan rivayet etti: Ömer b. el-Hattâb (radıyallahu anh), Allah Teâlâ’nın: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...”

ayetinin anlamı hakkında onlara sordu. Onlar: “Bu, şehirlerin ve sarayların fethedilmesidir.” dediler. Ömer: “Peki sen ne diyorsun ey İbn Abbas?” dedi. İbn Abbas şöyle dedi: “Bu, Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) verilmiş bir misaldir; bu sure ile ona kendi vefatı haber verilmiştir.”
​Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Muhammed bin Ca’fer anlattı, dedi ki: Bize Şu’be, Ebu Bişr’den, o Saîd bin Cubeyr’den, o İbn Abbas’tan rivayet etti:

Ömer b. el-Hattâb (radıyallahu anh), İbn Abbas’ı kendisine yakın tutardı. Abdurrahman dedi ki: “Bizim de onun gibi oğullarımız var.” Bunun üzerine Ömer: “O, sizin bildiğiniz sebepten dolayı bu konumdadır.” dedi. Sonra Ömer, İbn Abbas’a: “Allah’ın şu sözü hakkında ne dersin:

“Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” (surenin tamamı)?” diye sordu. İbn Abbas: “Bu, Resûlullah’ın ecelidir. Allah onu kendisine bildirmiştir.” dedi. Bunun üzerine Ömer: “Ben de bu sureden senin bildiğinden başka bir şey bilmiyorum.” dedi.
​Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Sufyân’dan, o Âsım’dan, o Ebu Rezîn’den, o İbn Abbas’tan rivayet etti: Ömer (radıyallahu anh): “Bu sure nedir?” dedi; yani: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” İbn Abbas: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” ayetinden başlayıp, “O’ndan bağışlanma dile.”  buyruğuna kadar okudu ve: “Bu, senin (Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem) öleceğin anlamına gelir.” dedi. “Şüphesiz O, tevbeleri çok kabul edendir.” Bunun üzerine Ömer: “Biz de bundan senin söylediğinden başka bir şey bilmiyoruz.” dedi.

Bize Mihrân, Sufyân’dan, o Âsım’dan, o Ebu Rezîn’den, o İbn Abbas’tan rivayet etti: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” suresi nazil olunca, Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem), kendisine vefatının haber verildiğini anladı.

Kendisine: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” surenin sonuna kadar okundu.”

​Bize Ebu Kureyb ve İbn Vekî’ anlattı, ikisi dediler ki: Bize İbn Fudayl, Atâ bin es-Sâib’den, o Saîd bin Cubeyr’den, o İbn Abbas’tan rivayet etti: 
“Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” suresi nazil olunca Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): Bana kendi ölümüm haber verildi; sanki o yıl içinde ruhum alınacakmış gibi görüyorum. buyurdu.

​Bana Muhammed bin Sa’d anlattı, dedi ki: Bana babam anlattı, dedi ki: Bana amcam anlattı, dedi ki: Bana babam, babasından, o İbn Abbas’tan rivayet etti. “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” sözü hakkında (İbn Abbas) dedi ki: Bu, Allah’ın Peygamberine kendi vefatını haber verdiği zamandır. Şu ayette: İnsanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiklerini gördüğündeifadesiyle insanların İslam’a girişleri kastedilmektedir. Yani: İşte o zaman senin ecelin yaklaşmıştır. “Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile! Şüphesiz O, tevbeleri çokça kabul edendir.” 
​Bana Ebu’s-Sâib ve Saîd bin Yahya el-Emevî anlattı, ikisi dediler ki: Bize Ebu Muâviye, el-A’meş’ten, o Muslim’den, o Mesrûk’tan, o da Âişe’den rivayet etti. Âişe (radıyallahu anhâ) dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), vefatından önce sık sık şöyle derdi: “Allah’ım! Seni hamdinle tesbih ederim. Senden bağışlanma diler ve Sana tevbe ederim.”

Ben: “Ey Allah’ın Resûlü! Son zamanlarda sürekli söylediğini gördüğüm bu sözler nedir?” dedim. Şöyle buyurdu:

“Ümmetim hakkında bana bir alâmet verildi. Onu gördüğüm zaman bu sözleri söylemem emredildi.”

Sonra: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” surenin sonuna kadar okudu.
​Bana Yahya bin İbrâhim el-Mes’ûdî anlattı, dedi ki: Bana babam, babasından, o dedesinden, o el-A’meş’ten, o Muslim’den, o Mesrûk’tan rivayet etti. Âişe dedi ki: “Bu sure: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” nazil olduktan sonra Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şu sözü söylemeden önce başka bir söz söylediğini duymadım:

‘Ey Rabbimiz! Seni hamdinle tesbih ederiz. Allah’ım! Beni bağışla.’”
​Bize İbn Vekî’ anlattı, dedi ki: Bize İbn Nemîr, el-A’meş’ten, o Muslim’den, o Mesrûk’tan, o da Âişe’den, Nebî’den (sallallahu aleyhi ve sellem) bunun benzerini rivayet etti.
​Bize İbn Vekî’ anlattı, dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr’dan, o Ebu’d-Duhâ’dan, o Mesrûk’tan,  o da Âişe’den rivayet etti. Âişe dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), rükû ve secdelerinde çokça şöyle derdi: “Allah’ım! Seni hamdinle tesbih ederim. Allah’ım! Beni bağışla.” Kur’an’ı bu şekilde uyguluyor ve onun gereğini yerine getiriyordu.
 ​Bana Yakub bin İbrâhim anlattı, dedi ki: Bize İbn Uleyye, Dâvûd’dan, o eş-Şa’bî’den anlattı, Dâvûd dedi ki: "Onu ancak Mesrûk’tan bilmekteyim" ve bazen de şöyle dedi: Mesrûk’tan,

o da Âişe’den rivayet etti. Âişe dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) çokça şöyle derdi:“Allah’ı hamdiyle tesbih ederim. Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.”

Ben: “Bu sözü çok söylüyorsun.” dedim. Buyurdu ki:

“Rabbim bana ümmetim içinde bir alâmet göreceğimi haber verdi ve o alâmeti gördüğümde O’nu hamdiyle tesbih etmemi ve O’ndan bağışlanma dilememi emretti. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. Ben de o alâmeti gördüm.”

Sonra: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...”  ayetini okudu.
​Bize Ebu’s-Sâib anlattı, dedi ki: Bize Hafs anlattı, dedi ki: Bize Âsım, eş-Şa’bî’den, o Ummu Seleme’den rivayet etti. Ummu Seleme dedi ki: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ömrünün son döneminde her ne zaman kalksa ve otursa, her ne zaman gitse ve gelse mutlaka: Sübhânallâhi ve bi-hamdihî derdi.  Ben: “Ey Allah’ın Resûlü! Sen bu sözü çok söylüyorsun.” dedim. Buyurdu ki: “Ben bununla emrolundum.”

Sonra: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” surenin sonuna kadar okudu.
 ​Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Seleme anlattı, dedi ki: Bize İbn İshak, bazı arkadaşlarından, o Atâ bin Yesâr’dan rivayet etti: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” suresi bütünüyle Medine’de, Mekke’nin fethinden ve insanların İslam’a girişlerinden sonra nazil oldu. Bu sure ile Peygamber’e kendi vefatı haber veriliyordu.
​(İbn Humeyd) dedi ki: Bize Cerîr, Mugîre’den, o Ziyâd bin el-Husayn’dan, o Ebu’l-Âliye’den rivayet etti: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...”  suresi nazil olup Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) vefatı haber verilince, oturduğu hiçbir meclisten şu sözleri söylemeden kalkmaz oldu: Allah’ım! Seni hamdinle tesbih ederim. Şahitlik ederim ki Senden başka ilah yoktur. Senden bağışlanma diler ve Sana tevbe ederim.”
​Bize Hakem bin Beşîr anlattı, dedi ki: bize Amr anlattı, Amr dedi ki: “‘Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman’ suresi nazil olduktan sonra Nebî’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) en çok söylediği sözlerden biri şu oldu: Allah’ım! Seni hamdinle tesbih ederim. Rabbim! Beni bağışla ve tevbemi kabul et. Şüphesiz Sen, tevbeleri kabul eden ve merhamet edensin.”
​Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den nakletti, rivayet etti. Katâde, “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” surenin tamamını okudu ve dedi ki: İbn Abbas şöyle demiştir: “Bu sure, Allah’ın Peygamberi için koyduğu bir işaret ve sınırdır. Bu sure ile ona kendi vefatı haber verilmiştir.

Yani: ‘Bundan sonra ancak az bir süre yaşayacaksın.’”

Katâde dedi ki: “Allah’a yemin olsun ki bundan sonra sadece kısa bir süre, yaklaşık iki yıl yaşadı; sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) vefat etti.”
​Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Ebu Muâz Îsâ bin Ebî Yezîd’den, o Ebu İshak’tan, o Ebu Ubeyde’den, o İbn Mes’ud’dan  rivayet etti: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” suresi nazil olduktan sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sık sık şöyle derdi:

Allah’ım! Seni hamdinle tesbih ederim. Allah’ım! Beni bağışla. Ey Rabbimiz! Seni hamdinle tesbih ederiz. Allah’ım! Beni bağışla. Şüphesiz Sen, tevbeleri kabul eden ve çok bağışlayansın.”

Hüseyin’den rivayet edildi ki: Ebû Muâz’ın şöyle dediğini işittim: 

 Bize Ubeyd anlattı, dedi ki: ed-Dahhâk’ı, Allah’ın:“Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...” sözü hakkında şöyle derken işittim: "Bu sure Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ölümü için bir alamet (ayet) idi."
​Bana Muhammed bin Amr anlattı, dedi ki: Bize Ebu Âsım anlattı, dedi ki: Bize Îsâ anlattı; ve bana el-Hâris anlattı, dedi ki: Bize el-Hasan anlattı, dedi ki: Bize Varkâ, hep birlikte İbn Ebî Necîh’ten, o Mucâhid’den Allah’ın:“O’ndan mağfiret dile! Şüphesiz O, tevbeleri çokça kabul edendir.” sözü hakkında nakletti, (Mucâhid) dedi ki: “Bununla, o vakit senin Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellemin)öleceğini bilmen kastedilmiştir.”
Allah’ın: “O’ndan mağfiret dile!” buyruğu,  
Yani: Günahlarını bağışlamasını O’ndan iste.

Yani: O, kulunun kendisinin sevdiği itaate yönelişini kabul eden, kuluna rahmetiyle sürekli dönen bir Rabdir.

“Şüphesiz O” ifadesindeki zamir, Aziz ve Celil olan Allah’a dönmektedir. Nasr Suresitefsiri burada sona ermiştir.


وقوله: ( فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ )يقول: فسبح ربك وعظمه بحمده وشكره, على ما أنجز لك من وعده. فإنك حينئذ لاحق به, وذائق ما ذاق مَنْ قبلك من رُسله من الموت.وبنحو الذي قلنا في ذلك قال أهل التأويل.* ذكر من قال ذلك :حدثنا ابن بشار, قال: ثنا عبد الرحمن, قال: ثنا سفيان, عن حبيب, عن سعيد بن جبير, عن ابن عباس, أن عمر بن الخطاب رضي الله عنه سألهم عن قول الله تعالى: ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) قالوا: فتح المدائن والقصور, قال: فأنت يا ابن عباس ما تقول: قلت: مَثَلٌ ضُرب لمحمد صلى الله عليه وسلم نعيت إليه نفسه .حدثنا ابن بشار, قال: ثنا محمد بن جعفر, قال: ثنا شعبة, عن أبي بشر, عن سعيد بن جُبير, عن ابن عباس, أن عمر بن الخطاب رضي الله عنه كان يُدنيه, فقال له عبد الرحمن: إن لنا أبناءً مثلَهُ, فقال عمر: إنه من حيث تعلم, قال: فسأله عمر عن قول الله: ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) السورة, فقال ابن عباس: أجله, أعلمه الله إياه, فقال عمر: ما أعلم منها إلا مثل ما تعلم .حدثنا ابن حُميد, قال: ثنا مهران, عن سفيان, عن عاصم, عن أبي رزين, عن ابن عباس, قال: قال عمر رضي الله عنه: ما هي؟ يعني ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) قال ابن عباس,( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ ) حتى بلغ: ( وَاسْتَغْفِرْهُ ) إنك ميت ( إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا ) فقال عمر : ما نعلم منها إلا ما قلت .قال: ثنا مهران, عن سفيان عن عاصم, عن أبي رزين, عن ابن عباس قال: لما نـزلت ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) علم النبيّ أنه نعيت إليه نفسه, فقيل له: ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ...) إلى آخر السورة .حدثنا أبو كُرَيب وابن وكيع, قالا ثنا ابن فضيل, عن عطاء بن السائب, عن سعيد بن جبير, عن ابن عباس, قال: لما نـزلت ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " نُعِيَتْ إليَّ نَفْسِي, كأنّي مَقْبُوضٌ فِي تِلكَ السَّنَةِ" .حدثني محمد بن سعد, قال: ثني أبي, قال: ثني عمي, قال: ثني أبي, عن أبيه, عن ابن عباس, في قوله: ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) قال: ذاك حين نَعَى لَه نفسه يقول: إذا( وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا ) يعني إسلام الناس, يقول: فذاك حين حضر أجلك ( فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا ) .حدثني أبو السائب وسعيد بن يحيى الأموي, قالا ثنا أبو معاوية, عن الأعمش, عن مسلم, عن مسروق, عن عائشة قالت كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يُكثر أن يقول قبل أن يموت: " سبحانك اللهم وبحمدك, أستغفرك وأتوب إليك "; قالت: فقلت : يا رسول الله ما هذه الكلمات التي أراك قد أحدثتها تقولها؟ قال: " قد جعلت لي علامة في أمتي إذا رأيتها قلتها( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) إلى آخر السورة " .حدثني يحيى بن إبراهيم المسعودي, قال: ثني أبي, عن أبيه, عن جده, عن الأعمش, عن مسلم, عن مسروق, قال: قالت عائشة: ما سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم منذ أنـزلت عليه هذه السورة ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) لا يقول قبلها: " سبحانك ربنا وبحمدك, اللهمّ اغفر لي" .حدثنا ابن وكيع, قال: ثنا ابن نمير, عن الأعمش, عن مسلم, عن مسروق, عن عائشة, عن النبيّ صلى الله عليه وسلم, مثله.حدثنا ابن وكيع, قال: ثنا جرير, عن منصور, عن أبي الضحى, عن مسروق, عن عائشة قالت: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يُكثر أن يقول في ركوعه وسجوده : " سبحانك اللهم وبحمدك, اللهمّ اغفر لي", يتأول القرآن .حدثني يعقوب بن إبراهيم, قال: ثنا ابن عُلَية, عن داود, عن الشعبي, قال داود: لا أعلمه إلا عن مسروق, وربما قال عن مسروق, عن عائشة قالت: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يُكثر أن يقول: " سبحان الله وبحمده, أستغفر الله وأتوب إليه ", فقلت: إنك تُكثر من هذا, فقال: " إنَّ رَبي قَدْ أخْبَرَنِي أنِّي سأرَى عَلامةً في أُمَّتِي, وأَمَرَنِي إذَا رأَيْتُ تِلكَ الْعَلامَةَ أنْ أُسَبِّحَ بِحَمْدِهِ, وأسْتَغْفِرَهُ إنَّهُ كَانَ تَوَّابا, فَقَدْ رأَيْتُها( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) " .حدثنا أبو السائب, قال: ثنا حفص, قال: ثنا عاصم, عن الشعبي, عن أم سلمة, قالت: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم في آخر أمره لا يقوم ولا يقعد, ولا يذهب ولا يجيء إلا قال: " سبحان الله وبحمده ", فقلت: يا رسول الله, إنك تكثر من سبحان الله وبحمده, لا تذهب ولا تجيء, ولا تقوم ولا تقعد إلا قلت: سبحان الله وبحمده, قال: " إني أمرت بها ", فقال: ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) إلى آخر السورة .حدثنا ابن حميد, قال: ثنا سلمة, قال: ثنا ابن إسحاق, عن بعض أصحابه, عن عطاء بن يسار, قال: نـزلت سورة ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) كلها بالمدينة بعد فتح مكة, ودخول الناس في الدين, ينعي إليه نفسه .قال: ثنا جرير, عن مُغيرة, عن زياد بن الحصين, عن أبي العالية, قال : لما نـزلت: ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) ونعيت إلى النبيّ صلى الله عليه وسلم نفسه, &; 24-671 &; كان لا يقوم من مجلس يجلس فيه حتى يقول: " سبحانك اللهمّ وبحمدك, أشهد أن لا إله إلا أنت, أستغفرك وأتوب إليك " .قال: ثنا الحكم بن بشير, قال: ثنا عمرو, قال: لما نـزلت: ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) كان النبيّ صلى الله عليه وسلم مما يكثر أن يقول: " سبحانك اللهم وبحمدك, رب اغفر لي وتب عليّ, إنك أنت التوّاب الرحيم " .حدثنا بشر, قال: ثنا يزيد, قال: ثنا سعيد, عن قتادة ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) قرأها كلها. قال ابن عباس: هذه السورة عَلَمٌ وحَدٌّ حدّه الله لنبيه صلى الله عليه وسلم, ونعى له نفسه. إي إنك لن تعيش بعدها إلا قليلا. قال قتادة: والله ما عاش, بعد ذلك إلا قليلا سنتين, ثم توفي صلى الله عليه وسلم .حدثنا ابن حميد, قال: ثنا مهران, عن أبي معاذ عيسى بن أبي يزيد, عن أبي إسحاق, عن أبي عبيدة, عن ابن مسعود, قال: لما نـزلت: ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) كان يكثر أن يقول: " سبحانك اللهمّ وبحمدك, اللهمّ اغفر لي, سبحانك ربنا وبحمدك, اللهمّ اغفر لي, إنك أنت التواب الغفور " .حُدثت عن الحسين, قال: سمعت أبا معاذ يقول: ثنا عبيد, قال: سمعت الضحاك يقول في قول الله: ( إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ) : كانت هذه السورة آية لموت رسول الله صلى الله عليه وسلم .حدثني محمد بن عمرو, قال: ثنا أبو عاصم, قال: ثنا عيسى; وحدثني الحارث, قال: ثنا الحسن, قال: ثنا ورقاء, جميعا عن ابن أبي نجيح, عن مجاهد, في قول الله: ( وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا ) قال: اعلم أنك ستموت عند ذلك.وقوله: ( وَاسْتَغْفِرْهُ )يقول: وسله أن يغفر ذنوبك.يقول: إنه كان ذا رجوع لعبده, المطيع إلى ما يحب. والهاء من قوله " إنه " من ذكر الله عز وجلّ.آخر تفسير سورة النصر
Bağlantı kopyalandı