İhlâs Sûresi
Bunu söyleyenlerin rivayetleri şöyledir:
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Ebu Ca’fer’den, o da er-Rabî’den, o da Ebu’l-Âliye’den Allah'ın: “O’na denk hiç kimse de yoktur.” sözü hakkında nakletti, (Ebu'l-Âliye) dedi ki: "O'nun hiçbir benzeri, hiçbir dengi yoktur ve O'nun misli gibi hiçbir şey yoktur."
Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den, o da Basra emiri olan Amr bin Geylân es-Sekafî'den, o da Ka’b’dan nakletti. Ka‘b şöyle dedi: Şüphesiz Allah Teâlâ yedi göğü ve yedi yeri bu sûrenin üzerine bina etmiştir:
“Çocuğu da yoktur, ana-babası da. O’na denk hiç kimse de yoktur.”
Ve Allah'a yaratıklarından hiçbir kimse denk olmamıştır.
Bana Ali anlattı, dedi ki: Bize Ebu Sâlih anlattı, dedi ki: Bana Muâviye, Ali’den, o İda bn Abbas’tan naklederek “O’na denk hiç kimse de yoktur.” hakkında (İbn Abbas) dedi ki:
Onun benzeri hiçbir şey yoktur. Bir olan ve her şeye galip gelen Allah'ı tesbih ederim.
Bana el-Hâris anlattı, dedi ki: Bize el-Hasan anlattı, dedi ki: Bize Varkâ, İbn Cüreyc’den İbn Cüreyc: “O’na denk hiç kimse de yoktur.” ifadesi hakkında: (Yani) bir misli yoktur.” demiştir.
Diğer bazıları ise şöyle demişlerdir: “Bunun manası, O'nun bir eşi (zevcesi) olmamıştır.”
Bunu söyleyenlerin rivayetleri şöyledir:
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı, dedi ki: Bize Sufyân, Abdulmelik bin Ebcer’den, o Talha’den, o Mücâhid’den nakletti. Mücâhid, Allah'ın: “O’na denk hiç kimse de yoktur.” sözü hakkında: (Yani) bir eşi olmamıştır. demiştir.
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Yahya, Süfyân’den, o İbn Ebcer’den, o Talha’den, o Mucâhid’den bunun benzerini rivayet etti.
Bize Ebu Küreyb anlattı, dedi ki: Bize İbn İdrîs, Abdülmelik’ten, o Talha’den, o Mucâhid’den bunun benzerini rivayet etti.
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Sufyân’den, o İbn Ebcer’den, o bir adamdan, o Mucâhid’den nakletti: “O’na denk hiç kimse de yoktur.” hakkında (Mücâhid) dedi ki: "Eşi (zencesi) demektir."
Bize Ebu Küreyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî’, Süfyân’den, o Abdülmelik bin Ebcer’den, o Talha bin Musarrif’tan, o Mücâhid’den nakletti ki, Mücâhid: “O’na denk hiç kimse de yoktur.” ayetini: (Yani) bir eşi olmamıştır. diye açıklamıştır.
Bize Ebu’s-Sâib anlattı, dedi ki: Bize İbn İdrîs, Abdülmelik’ten, o da Talha’den, o da Mücâhid’den bunun benzerini rivayet etti.
Arapların dilinde “el-küfü’, el-küfâ ve el-kifâ” aynı anlamdadır. Bunlar “denk, eş, benzer” manasına gelir.
Buna, Benî Zübyân kabilesinin şairi Nâbiğa'nın şu sözü örnek gösterilir:
Beni asla, kendisi için bir dengi (kifâ'ı) bulunmayan o çetin güce (veya dağa) fırlatıp atma;
Velev ki düşmanlar yardımlaşarak senin etrafını sarmış (seni kışkırtmış) olsalar bile.
Şair burada: "kendisi için bir kifâ'ı bulunmayan" derken; "onun bir misli (benzeri) bulunmayan" demek istemiştir.
Kıraat âlimleri, Allah'ın: “kufuven” kelimesinin okunması hususunda ihtilaf etmişlerdir.
Basra kurrâsının çoğunluğu bunu kâf ve fâ harflerini ötreli okuyarak: “kufuven” şeklinde okumuştur.
Kûfe kurrâsından bazıları ise fâ harfini sakin kılıp hemze ile: “kuf’en” şeklinde okumuştur.
Bu konudaki doğru görüş şudur:
Bu iki okuyuş da bilinen iki kıraattir ve meşhur iki lehçedir. Dolayısıyla okuyucu bunlardan hangisiyle okursa okusun isabet etmiş olur.
İhlâs Sûresi tefsirinin sonu.