۞ Kur'an Tefsiri Oku

İhlâs Sûresi

سُورَةُ ٱلإخلاص
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ ﴿٤﴾
• • •
4- “O’na denk hiç kimse de yoktur.”
Müfessir Seçin
۞
İbn Kesîr
vef. 774 / 1373
۞
Taberî
vef. 310 / 923
۞
Sa'dî
vef. 1376 / 1956
Taberî Tefsiri
Câmiu'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân
Yüce Allah’ın: “O’na denk hiç kimse de yoktur.” buyruğu, Tevil ehli (müfessirler) bunun manası hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bunlardan bazıları şöyle demiştir: “Bunun manası: O'nun hiçbir benzeri ve hiçbir misli yoktur.”
Bunu söyleyenlerin rivayetleri şöyledir:
​Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Ebu Ca’fer’den, o da er-Rabî’den, o da Ebu’l-Âliye’den Allah'ın: “O’na denk hiç kimse de yoktur.” sözü hakkında nakletti, (Ebu'l-Âliye) dedi ki: "O'nun hiçbir benzeri, hiçbir dengi yoktur ve O'nun misli gibi hiçbir şey yoktur."
​Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den, o da Basra emiri olan Amr bin Geylân es-Sekafî'den, o da Ka’b’dan nakletti. Ka‘b şöyle dedi: Şüphesiz Allah Teâlâ yedi göğü ve yedi yeri bu sûrenin üzerine bina etmiştir:

“Çocuğu da yoktur, ana-babası da. O’na denk hiç kimse de yoktur.”

Ve Allah'a yaratıklarından hiçbir kimse denk olmamıştır.
Bana Ali anlattı, dedi ki: Bize Ebu Sâlih anlattı, dedi ki: Bana Muâviye, Ali’den, o İda bn Abbas’tan naklederek “O’na denk hiç kimse de yoktur.” hakkında (İbn Abbas) dedi ki: 
Onun benzeri hiçbir şey yoktur. Bir olan ve her şeye galip gelen Allah'ı tesbih ederim.
Bana el-Hâris anlattı, dedi ki: Bize el-Hasan anlattı, dedi ki: Bize Varkâ, İbn Cüreyc’den İbn Cüreyc: “O’na denk hiç kimse de yoktur.”​ ifadesi hakkında: (Yani) bir misli yoktur.” demiştir.

Diğer bazıları ise şöyle demişlerdir: “Bunun manası, O'nun bir eşi (zevcesi) olmamıştır.”
Bunu söyleyenlerin rivayetleri şöyledir:
​Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı, dedi ki: Bize Sufyân, Abdulmelik bin Ebcer’den, o Talha’den, o Mücâhid’den nakletti. Mücâhid, Allah'ın: “O’na denk hiç kimse de yoktur.” sözü hakkında: (Yani) bir eşi olmamıştır. demiştir.
​Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Yahya, Süfyân’den, o İbn Ebcer’den, o Talha’den, o Mucâhid’den bunun benzerini rivayet etti.
​Bize Ebu Küreyb anlattı, dedi ki: Bize İbn İdrîs, Abdülmelik’ten, o Talha’den, o Mucâhid’den bunun benzerini rivayet etti.
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Sufyân’den, o İbn Ebcer’den, o bir adamdan, o Mucâhid’den nakletti: “O’na denk hiç kimse de yoktur.” hakkında (Mücâhid) dedi ki: "Eşi (zencesi) demektir."
​Bize Ebu Küreyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî’, Süfyân’den, o Abdülmelik bin Ebcer’den, o Talha bin Musarrif’tan, o Mücâhid’den nakletti ki, Mücâhid: “O’na denk hiç kimse de yoktur.” ayetini: (Yani) bir eşi olmamıştır. diye açıklamıştır.
​Bize Ebu’s-Sâib anlattı, dedi ki: Bize İbn İdrîs, Abdülmelik’ten, o da Talha’den, o da Mücâhid’den bunun benzerini rivayet etti.

Arapların dilinde “el-küfü’, el-küfâ ve el-kifâ” aynı anlamdadır. Bunlar “denk, eş, benzer” manasına gelir.

Buna, Benî Zübyân kabilesinin şairi Nâbiğa'nın şu sözü örnek gösterilir:

​Beni asla, kendisi için bir dengi (kifâ'ı) bulunmayan o çetin güce (veya dağa) fırlatıp atma;

Velev ki düşmanlar yardımlaşarak senin etrafını sarmış (seni kışkırtmış) olsalar bile.
​Şair burada: "kendisi için bir kifâ'ı bulunmayan" derken; "onun bir misli (benzeri) bulunmayan" demek istemiştir.

Kıraat âlimleri, Allah'ın: “kufuven” kelimesinin okunması hususunda ihtilaf etmişlerdir.

Basra kurrâsının çoğunluğu bunu kâf ve fâ harflerini ötreli okuyarak“kufuven” şeklinde okumuştur.

Kûfe kurrâsından bazıları ise fâ harfini sakin kılıp hemze ile“kuf’en” şeklinde okumuştur.

Bu konudaki doğru görüş şudur:

Bu iki okuyuş da bilinen iki kıraattir ve meşhur iki lehçedir. Dolayısıyla okuyucu bunlardan hangisiyle okursa okusun isabet etmiş olur.

İhlâs Sûresi tefsirinin sonu.

وقوله: ( وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ )اختلف أهل التأويل في معنى ذلك, فقال بعضهم: معنى ذلك: ولم يكن له شبيه ولا مِثْل.* ذكر من قال ذلك:حدثنا ابن حميد, قال: ثنا مهران, عن أبي جعفر, عن الربيع, عن أبي العالية قوله: ( وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ ) : لم يكن له شبيه, ولا عِدْل, وليس كمثله شيء .حدثنا بشر, قال: ثنا يزيد, قال: ثنا سعيد, عن قتادة, عن عمرو بن غيلان الثقفي, وكان أميرَ البصرة (5) عن كعب, قال: إن الله تعالى ذكره أسس السموات السبع, والأرضين السبع, على هذه السورة ( لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ ) وإن الله لم يكافئه أحد من خلقه .حدثني عليّ, قال: ثنا أبو صالح, قال: ثني معاوية, عن عليّ, عن ابن عباس ( وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ ) قال: ليس كمثله شيء, فسبحان الله الواحد القهار .حدثني الحارث, قال: ثنا الحسن, قال: ثنا ورقاء, عن ابن جريج ( وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا ) : مثل.وقال آخرون: معنى ذلك, أنه لم يكن له صاحبة.* ذكر من قال ذلك:حدثنا ابن بشار, قال: ثنا عبد الرحمن, قال: ثنا سفيان, عن عبد الملك بن أبجر, عن طلحة, عن مجاهد, قوله: ( وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ ) قال: صاحبة .حدثنا ابن بشار, قال: ثنا يحيى, عن سفيان, عن ابن أيجر, عن طلحة, عن مجاهد, مثله.حدثنا أبو كُرَيب, قال: ثنا ابن إدريس, عن عبد الملك, عن طلحة, عن مجاهد, مثله.حدثنا ابن حميد, قال: ثنا مهران, عن سفيان, عن ابن أبجر, عن رجل عن مجاهد ( وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ ) قال: صاحبة .حدثنا أبو كُرَيب, قال: ثنا وكيع, عن سفيان, عن عبد الملك بن أبجر, عن طلحة بن مصرف, عن مجاهد ( وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ ) قال: صاحبة .حدثنا أبو السائب, قال: ثنا ابن إدريس, عن عبد الملك, عن طلحة, عن مجاهد مثله.والكُفُؤُ والكُفَى والكِفَاء في كلام العرب واحد, وهو المِثْل والشِّبْه; ومنه قول نابغة بني ذُبيان:لا تَقْــذِفَنِّي بِــرُكْن لا كِفَــاء لَـهُوَلَــوْ تَــأَثَّفَكَ الأعْــدَاءُ بـالرِّفَدِ (6)يعني: لا كِفَاء له: لا مثل له.واختلف القرّاء في قراءة قوله: (كُفُوا) . فقرأ ذلك عامة قرّاء البصرة: (كُفُوا) بضم الكاف والفاء. وقرأه بعض قرّاء الكوفة بتسكين الفاء وهمزها " كُفْئًا ".والصواب من القول في ذلك: أن يقال: إنهما قراءتان معروفتان, ولغتان مشهورتان, فبأيَّتِهِما قرأ القارئ فمصيب.آخر تفسير سورة الإخلاص
Bağlantı kopyalandı