۞ Kur'an Tefsiri Oku

Mâ'ûn Sûresi

سُورَةُ ٱلماعون
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
الَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ ﴿٥﴾
• • •
5- Ki onlar, namazlarından yana gaflet içindedirler;
Müfessir Seçin
۞
İbn Kesîr
vef. 774 / 1373
۞
Taberî
vef. 310 / 923
۞
Sa'dî
vef. 1376 / 1956
İbn Kesîr Tefsiri
Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm

Atâ b. Dînâr şöyle demiştir: “Hamd olsun Allah’a ki: namazlarından gafildirler buyurdu, ‘namazın içinde gafildirler’ buyurmadı.”
Bu gaflet; ya namazın ilk vaktinden uzaklaşıp onu sürekli veya çoğu zaman son vaktine ertelemek suretiyle olur; ya da namazı rükünleriyle, şartlarıyla ve emrolunan vecih üzere (şekilde) eda etmekten gâfil olmak suretiyle olur. Ya da namazın içindeki huşûdan ve onun manalarını tefekkür etmekten gâfil olmak suretiyle olur; Bu ifade bütün bu anlamları kapsar. Bu sıfatlardan herhangi biriyle nitelenen kimsenin bu ayetten bir payı vardır. Bunların hepsini üzerinde toplayan kimse ise bu ayetten tam payını almış olur ve onun ameli nifakı kemâle ermiş (tamamlanmış) olur. 
​Nitekim Sahihayn’da (Buhârî ve Müslim'de) sabit olduğuna göre Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:  “İşte bu münafığın namazıdır, işte bu münafığın namazıdır, işte bu münafığın namazıdır; oturur, güneşi gözetler. Nihayet güneş şeytanın iki boynuzu arasına (batmaya yaklaşınca) kalkar ve dört rekâtı hızlıca kılar; içinde Allah’ı ancak çok az zikreder.” 
Bu, orta namaz olan ikindi namazının son vaktidir; nitekim onun vakti sonuna kadar şer‘î delille belirlenmiştir ve bu vakit kerâhet vaktidir. Sonra kalkar ve namazı karga gagası gibi hızlıca kılar; içinde ne huşû vardır ne de tam bir sükûnet. 
Bu sebeple şöyle buyrulmuştur: “İçinde Allah’ı ancak çok az anar.”
Bunu, onu namaza sevk eden şey büyük ihtimalle Allah rızası değil, insanlara gösteriş (riyâ) olabilir. Böyle olunca aslında namazı hiç kılmamış gibi olur. 
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Doğrusu münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Hâlbuki O, onların aldatmalarını başlarına geçirir. Namaza kalktıkları vakit de üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı ancak pek az anarlar.
(Nisâ 142)

وقال عطاء بن دينار الحمد لله الذي قال "عن صلاتهم ساهون" ولم يقل في صلاتهم ساهون. وإما عن وقتها الأول فيؤخرونها إلى آخره دائما أو غالبا وإما عن أدائها بأركانها وشروطها على الوجه المأمور به. وإما عن الخشوع فيها والتدبر لمعانيها فاللفظ يشمل ذلك كله ولكن من اتصف بشيء من ذلك قسط من هذه الآية ومن اتصف بجميع ذلك فقد تم له نصيبه منها وكمل له النفاق العملي كما ثبت في الصحيحين أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال "تلك صلاة المنافق تلك صلاة المنافق تلك صلاة المنافق يجلس يرقب الشمس إذا كانت بين قرني الشيطان قام فنقر أربعا لا يذكر الله فيها إلا قليلا" فهذا آخر صلاة العصر التي هي الوسطى كما ثبت به النص إلى آخر وقتها وهو وقت كراهة ثم قام إليها فنقرها نقر الغراب لم يطمئن ولا خشع فيها أيضا ولهذا قال "لا يذكر الله فيها إلا قليلا" ولعله إنما حمله على القيام إليها مرآة الناس لا ابتغاء وجه الله فهو كما إذا لم يصل بالكلية. قال الله تعالى "إن المنافقين يخادعون الله وهو خادعهم وإذا قاموا إلى الصلاة قاموا كسالى يراءون الناس ولا يذكرون الله إلا قليلا".
Bağlantı kopyalandı