۞ Kur'an Tefsiri Oku

Felak Sûresi

سُورَةُ ٱلفلق
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَمِن شَرِّ النَّفَّثَتِ فِى الْعُقَدِ ﴿٤﴾
• • •
4- “Düğümlere üfüren (büyücü) kadınların şerrinden,”
Müfessir Seçin
۞
İbn Kesîr
vef. 774 / 1373
۞
Taberî
vef. 310 / 923
۞
Sa'dî
vef. 1376 / 1956
İbn Kesîr Tefsiri
Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm

4-5. Yüce Allah'ı: “Ve düğümlere üfleyenlerin şerrinden” ayeti hakkında Mucâhid, İkrime, Hasan el-Basrî, Katâde ve Dahhâk şöyle demişlerdir: Bundan maksat sihir yapan kadınlardır.

Mücâhid dedi ki: “Onlar okuyup düğümlere üfledikleri zaman.”

İbn Cerîr dedi ki: Bize İbn Abdilâ’lâ anlattı, bize İbn Sevr, Ma’mer’den, o İbn Tâvûs’tan, o babasından anlattı, (babası) dedi ki: "Yılan sokmasına ve deliliğe karşı yapılan rukyeler kadar şirke yakın başka bir şey yoktur."

Diğer hadiste ise (şöyle gelmiştir): Cebrail, Resulullah e geldi de şöyle dedi: "Hastalandın mı ey Muhammed?" (Nebi) buyurdu ki: “Evet.” Bunun üzerine (Cebrail) dedi ki: Allah'ın adıyla sana okuyorum (rukye yapıyorum). Sana eziyet veren her şeyden, her kötü nefsin, gözün veya hasetçinin gözünden koruması için sana Allah’ın adıyla rukye yapıyorum (okuyorum). Allah sana şifa versin.

Muhtemelen bu olay, Rasûlullah 'in sihre maruz kaldığı sıradaki rahatsızlığı esnasında gerçekleşmiştir. Daha sonra Allah ona şifa vermiş, iyileştirmiş, Yahudi hasetçilerin kurduğu tuzakları kendi başlarına çevirmiş, Allah onların planlarını boşa çıkarmış ve onları rezil etmiştir. Bununla birlikte Rasûlullah ömrü boyunca bu sebeple onlara karşı herhangi bir kınamada bulunmamıştır. Allah ona yeterli olmuş, şifa vermiş ve afiyete kavuşturmuştur.

İmam Ahmed dedi ki: Bize Ebu Muâviye anlattı, bize el-A’meş, Yezîd bin Hayyân’dan, o Zeyd bin Erkam’dan anlattı, (Zeyd) dedi ki: Yahudilerden bir adam Nebi e büyü yaptı, O da bundan dolayı günlerce hastalandı. (Zeyd) dedi ki: Bunun üzerine Cebrail O'na geldi ve şöyle dedi: "Şüphesiz Yahudilerden bir adam sana büyü yaptı, filan ve filan kuyuda düğümler bağlayıp bıraktı.  Oraya birini gönder ve onları çıkarttır.’" Bunun üzerine Rasûlullah Ali radıyallahu anh'ı gönderdi. O da gidip bunları çıkardı ve getirdi. Düğümler çözüldüğünde Rasûlullah sanki bağlarından kurtulmuş biri gibi ayağa kalktı. Zeyd radıyallahu anh şöyle dedi: Rasûlullah bu durumu o Yahudiye hiç söylemedi ve ölümüne kadar yüzüne karşı bunu belli edecek herhangi bir tavır da göstermedi.

Bunu Nesâî de Henâd’dan, o Ebu Muâviye Muhammed bin Hâzim ed-Darîr’den rivayet etmiştir.

Ve Buhârî, Sahih’inin "Tıp Kitabı" (bölümünde) dedi ki: Bize Abdullah bin Muhammed anlattı, dedi ki: Sufyân bin Uyeyne’den işittim, şöyle diyordu: Bunu bize ilk anlatan İbn Cureyc’dir, şöyle diyordu: Bana Urve ailesi, Urve’den anlattı, ben de Hişâm’a onun hakkında sordum da o bize babasından, o Âişe’den rivayet etti, (Âişe) dedi ki: Rasûlullah 'e sihir yapılmıştı. Hatta hanımlarına yaklaştığını zanneder fakat gerçekte yaklaşmamış olurdu. Sufyân dedi ki: Sihrin en ağır olanı budur.

Bunun üzerine buyurdu ki: “Ey Âişe Haberin var mı? Allah'ın bana, kendisine sorduğum (şifa dilediğim) mesele hakkında fetva verdi (yol gösterdi).

Bana iki kişi geldi. Biri başucuma, diğeri ayakucuma oturdu. Başucumdaki diğerine:

Bu adamın hastalığı nedir?’ dedi.

Öteki de:

Kendisine sihir yapılmış.’ dedi.

Sihri kim yaptı?’ diye sorunca diğeri:

Lebîd bin A’sam’dır  ki o yahudilerin müttefiki olan Benî Zureyk’tan bir adam, münafıktı–  dedi.

‘‘Bu sihir nasıl yapılmıştır?” diye sorunca diğeri:

Bir tarak ve tarakta kalan saç telleriyle.’ dedi

‘‘- Bu sihir nerededir?’’ diye sorunca, diğeri:

Zervân kuyusunda, erkek hurma tomurcuğunun kabuğu içine koyup bir taşın altına gizledi.’ dedi.” (Âişe) dedi ki: Bunun üzerine Nebi  kuyuya gitti ve onu çıkardı ve şöyle buyurdu: “Bana gösterilen kuyu işte buydu. Suyu kına suyuna benziyordu; hurma ağaçları da şeytanların başları gibiydi.”

(Sufyân) dedi ki: Büyü çıkarıldı. (Âişe) dedi ki: Ben dedim ki: Onu (büyüyü bozup) insanlara teşhir etseydin ya? şöyle buyurdu: “Hayır, Allah bana afiyet ve sıhhat ihsan etti. Sihri çıkarmakla insanlar üzerine bir kötülük geleceğinden endişe ettim”

Bunu Îsâ bin Yûnus, Ebu Damra Enes bin İyâd, Ebu Usâme, Yahya el-Kattân’ın hadisinden de müsned olarak (zincirle) rivayet etti ki onda (şu lafız da) vardır: "(Âişe) dedi ki: Bazı işleri yapmadığı halde yapıyormuş gibi hissediyordu."

Hadisin Buhârî de ki diğer lafızda: “Kuyunun kapatılmasını emretti. Bunun üzerine kuyu kapatıldı.” bunu Hişâm’dan, ayrıca İbn Ebî’z-Zinâd ve el-Leys bin Sa’d’ın da rivayet ettiğini zikretmiştir.

Bunu Müslim de Ebu Usâme Hammâd bin Usâme ve Abdullah bin Nemîr’in hadisinden rivayet etmiştir. Ahmed de bunu Affân’dan, o Vuheyb’den, o Hişâm’dan benzeri şekilde rivayet etmiştir.

İmam Ahmed bunu ayrıca İbrâhim bin Hâlid’den, o Rebâh’tan, o Ma’mer’den, o Hişâm’dan, o babasından, o Âişe’den rivayet etti, (Âişe) dedi ki: “Resûlullah altı ay boyunca, eşleriyle birlikte olmuş olduğunu zannediyor, hâlbuki gerçekte birlikte olmuyordu. Derken O'na iki melek geldi, onlardan biri başının ucuna, diğeri ise ayaklarının ucuna oturdu. Onlardan biri diğerine dedi ki: Onun nesi var? (Diğeri) dedi ki: Büyülenmiş. (Öbürü) dedi ki: Onu kim büyüledi? (Diğeri) dedi ki: Lebîd bin el-A’sam ve hadisin tamamını zikretti.

Üstat müfessir es-Sa’lebî kendi tefsirinde dedi ki: İbn Abbas ve Âişe radıyallahu anhuma dediler ki: Yahudilerden bir çocuk Resulullah ’e hizmet ediyordu. Yahudiler ona yanaştılar ve nihayet ondan Nebi ’in başının saç döküntüsünü ve tarağının birkaç dişini alıncaya kadar onun kanına girdiler (onu ayarttılar). (Çocuk) istediklerini Yahudilere verdi de onlar da onunla Resulullah ’e büyü yaptılar. Bu işi üstlenen de onlardan bir adamdı ki kendisine: [Lebîd] bin A’sam deniliyordu. Sonra onu Benî Zureyk’a ait bir kuyuya gizlice soktular (attılar) ki o kuyuya: Zervân deniliyordu. Bunun üzerine Resulullah hastalandı ve saçları döküldü; altı ay boyunca eşleriyle birlikte olmuş olduğunu zannediyor, hâlbuki gerçekte birlikte olmuyordu, eriyip gidiyordu ve kendisine neyin isabet ettiğini bilmiyordu.

O uyur bir vaziyette iken aniden O'na iki melek geldi, onlardan biri başının ucuna, diğeri ise ayaklarının ucuna oturdu. Ayaklarının ucundaki, başının ucundakine dedi ki: Bu adamın nesi var? (Beriki) dedi ki: Tıb (olmuş). (Öbürü) dedi ki: Tıb nedir? (Beriki) dedi ki: Büyü. (Öbürü) dedi ki: O'nu kim büyüledi? (Beriki) dedi ki: Yahudi Lebîd bin A’sam. (Öbürü) dedi ki: Onu ne ile büyüledi? (Beriki) dedi ki: Tarak ve saç döküntüsü ile. (Öbürü) dedi ki: O nerede? (Beriki) dedi ki: Zervân kuyusundaki bir taşın (Raûfe) altında, hurma çiçeği kılıfının (cuf) içinde.

Cuf: Hurma ağacının çiçek tomurcuğunu (hurma salkımını) çevreleyen dış kılıf veya sert kabuk;
Raûfe ise: Kuyunun dibinde, su çeken kimsenin üzerinde durduğu dışa doğru çıkıntılı taştır.

Bunun üzerine Rasûlullah korku ve endişe içinde uyandı ve şöyle buyurdu:

Ey Âişe! Allah’ın bana bu rahatsızlığımın sebebini bildirdiğini fark etmedin mi?”

Ardından Rasûlullah , Ali, Zübeyr ve Ammâr b. Yâsir'i gönderdi. Onlar da kuyunun suyunu boşalttılar. Kuyunun suyu, kına ıslatıldığında ortaya çıkan koyu renkli suya benziyordu. Daha sonra kayanın altını açtılar ve bir cufu (hurma çiçeğinin kabuğunu) çıkardılar. İçinde Rasûlullah nin saç telleri ve tarağından düşmüş dişler bulunuyordu. Ayrıca içinde on iki düğüm atılmış ve düğümlerin içine iğneler saplanmış bir ip vardı.

Bunun üzerine Allah Felak Sûresi ve Nâs Sûresi’ni indirdi. Rasûlullah her bir âyeti okudukça düğümlerden biri çözülüyordu. Son düğüm de çözülünce Rasûlullah kendisinde büyük bir hafiflik hissetti ve sanki bağlarından kurtulup serbest bırakılmış biri gibi ayağa kalktı.

Bu sırada Cebrâil aleyhisselâm şöyle diyordu:

Allah’ın adıyla sana rukye yapıyorum. Sana eziyet veren her şeyden, her hasetçinin hasedinden ve nazardan dolayı Allah sana şifa versin.”

Oradakiler:

Ey Allah’ın Rasûlü! Bu kötü adamı yakalayıp öldürmeyelim mi?” dediler.

Rasûlullah ise şöyle buyurdu:

Bana gelince, Allah bana şifa verdi. Ben insanlar arasında bir kötülüğün ve fitnenin yayılmasını istemiyorum.”

Bunu (es-Sa'lebî) bu şekilde senetsiz (isnatsız) olarak aktarmıştır; onda bir gariblik ve bir kısmında çok ciddi bir münkerlik (kabul edilemezlik) vardır, bir kısmının ise daha önce geçenlerden şahitleri (destekleyen sahih rivayetleri) mevcuttur. En doğrusunu Allah bilir.

وقوله : ( ومن شر النفاثات في العقد ) قال مجاهد ، وعكرمة ، والحسن ، وقتادة ، والضحاك : يعني : السواحر - قال مجاهد : إذا رقين ونفثن في العقد .
وقال ابن جرير : حدثنا ابن عبد الأعلى ، حدثنا ابن ثور ، عن معمر ، عن ابن طاوس ، عن أبيه قال : ما من شيء أقرب من الشرك من رقية الحية والمجانين .
وفي الحديث الآخر : أن جبريل جاء إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال : اشتكيت يا محمد ؟ فقال : " نعم " . فقال : بسم الله أرقيك ، من كل داء يؤذيك ، ومن شر كل حاسد وعين ، الله يشفيك .
ولعل هذا كان من شكواه ، عليه السلام ، حين سحر ، ثم عافاه الله تعالى وشفاه ، ورد كيد السحرة الحساد من اليهود في رءوسهم ، وجعل تدميرهم في تدبيرهم ، وفضحهم ، ولكن مع هذا لم يعاتبه رسول الله صلى الله عليه وسلم يوما من الدهر ، بل كفى الله وشفى وعافى .
وقال الإمام أحمد : حدثنا أبو معاوية ، حدثنا الأعمش ، عن يزيد بن حيان ، عن زيد بن أرقم قال : سحر النبي صلى الله عليه وسلم رجل من اليهود فاشتكى لذلك أياما ، قال : فجاءه جبريل فقال : إن رجلا من اليهود سحرك ، عقد لك عقدا في بئر كذا وكذا ، فأرسل إليها من يجيء بها . فبعث رسول الله صلى الله عليه وسلم [ عليا رضي الله تعالى عنه ] فاستخرجها ، فجاء بها فحللها قال : فقام رسول الله صلى الله عليه وسلم كأنما نشط من عقال ، فما ذكر ذلك لليهودي ولا رآه في وجهه [ قط ] حتى مات .
ورواه النسائي ، عن هناد ، عن أبي معاوية محمد بن حازم الضرير .
وقال البخاري في " كتاب الطب " من صحيحه : حدثنا عبد الله بن محمد قال : سمعت سفيان بن عيينة يقول : أول من حدثنا به ابن جريج ، يقول : حدثني آل عروة ، عن عروة فسألت هشاما عنه ، فحدثنا عن أبيه ، عن عائشة قالت : كان رسول الله صلى الله عليه وسلم سحر ، حتى كان يرى أنه يأتي النساء ولا يأتيهن - قال سفيان : وهذا أشد ما يكون من السحر ، إذا كان كذا - فقال : " يا عائشة أعلمت أن الله قد أفتاني فيما استفتيته فيه ؟ أتاني رجلان فقعد أحدهما عند رأسي ، والآخر عند رجلي ، فقال الذي عند رأسي للآخر : ما بال الرجل ؟ قال : مطبوب . قال : ومن طبه ؟ قال : لبيد بن أعصم - رجل من بني زريق حليف ليهود كان منافقا - وقال : وفيم ؟ قال : في مشط ومشاقة . قال : وأين ؟ قال : في جف طلعة ذكر تحت رعوفة في بئر ذروان " . قالت : فأتى [ النبي صلى الله عليه وسلم ] البئر حتى استخرجه فقال : " هذه البئر التي أريتها ، وكأن ماءها نقاعة الحناء ، وكأن نخلها رءوس الشياطين " . قال : فاستخرج . [ قالت ] . فقلت : أفلا ؟ أي : تنشرت ؟ فقال : " أما الله فقد شفاني ، وأكره أن أثير على أحد من الناس شرا " .
وأسنده من حديث عيسى بن يونس وأبي ضمرة أنس بن عياض وأبي أسامة ويحيى القطان وفيه : " قالت : حتى كان يخيل إليه أنه فعل الشيء ولم يفعله " . وعنده : " فأمر بالبئر فدفنت " . وذكر أنه رواه عن هشام أيضا ابن أبي الزناد والليث بن سعد .
وقد رواه مسلم من حديث أبي أسامة حماد بن أسامة وعبد الله بن نمير . ورواه أحمد عن عفان ، عن وهيب ، عن هشام به .
ورواه الإمام أحمد أيضا عن إبراهيم بن خالد ، عن رباح ، عن معمر ، عن هشام عن أبيه ، عن عائشة قالت : لبث رسول الله صلى الله عليه وسلم ستة أشهر يرى أنه يأتي ولا يأتي ، فأتاه ملكان ، فجلس أحدهما عند رأسه ، والآخر عند رجليه ، فقال أحدهما للآخر : ما باله ؟ قال : مطبوب . قال : ومن طبه ؟ قال : لبيد بن الأعصم وذكر تمام الحديث .
وقال الأستاذ المفسر الثعلبي في تفسيره : قال ابن عباس وعائشة رضي الله عنهما : كان غلام من اليهود يخدم رسول الله صلى الله عليه وسلم فدبت إليه اليهود فلم يزالوا به حتى أخذ مشاطة رأس النبي صلى الله عليه وسلم وعدة أسنان من مشطه ، فأعطاها اليهود فسحروه فيها . وكان الذي تولى ذلك رجل منهم - يقال له : [ لبيد ] بن أعصم - ثم دسها في بئر لبني زريق ، ويقال لها : ذروان ، فمرض رسول الله صلى الله عليه وسلم وانتثر شعر رأسه ، ولبث ستة أشهر يرى أنه يأتي النساء ولا يأتيهن ، وجعل يذوب ولا يدري ما عراه . فبينما هو نائم إذ أتاه ملكان فقعد أحدهما عند رأسه والآخر عند رجليه ، فقال الذي عند رجليه للذي عند رأسه : ما بال الرجل ؟ قال : طب . قال : وما طب ؟ قال : سحر . قال : ومن سحره ؟ قال : لبيد بن أعصم اليهودي . قال : وبم طبه ؟ قال : بمشط ومشاطة . قال : وأين هو ؟ قال : في جف طلعة تحت راعوفة في بئر ذروان - والجف : قشر الطلع ، والراعوفة : حجر في أسفل البئر ناتئ يقوم عليه الماتح - فانتبه رسول الله صلى الله عليه وسلم مذعورا ، وقال : " يا عائشة ، أما شعرت أن الله أخبرني بدائي ؟ " . ثم بعث رسول الله صلى الله عليه وسلم عليا والزبير وعمار بن ياسر ، فنزحوا ماء البئر كأنه نقاعة الحناء ، ثم رفعوا الصخرة ، وأخرجوا الجف ، فإذا فيه مشاطة رأسه وأسنان من مشطه ، وإذا فيه وتر معقود ، فيه اثنتا عشرة عقدة مغروزة بالإبر . فأنزل الله تعالى السورتين ، فجعل كلما قرأ آية انحلت عقدة ، ووجد رسول الله صلى الله عليه وسلم خفة حين انحلت العقدة الأخيرة ، فقام كأنما نشط من عقال ، وجعل جبريل عليه السلام ، يقول : باسم الله أرقيك ، من كل شيء يؤذيك ، من حاسد وعين الله يشفيك . فقالوا : يا رسول الله ، أفلا نأخذ الخبيث نقتله ؟ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " أما أنا فقد شفاني الله ، وأكره أن يثير على الناس شرا " .
هكذا أورده بلا إسناد ، وفيه غرابة ، وفي بعضه نكارة شديدة ، ولبعضه شواهد مما تقدم ، والله أعلم .
Bağlantı kopyalandı