۞ Kur'an Tefsiri Oku

Felak Sûresi

سُورَةُ ٱلفلق
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ﴿١﴾
• • •
1- De ki: “Sığınırım sabahın Rabbine,”
Müfessir Seçin
۞
İbn Kesîr
vef. 774 / 1373
۞
Taberî
vef. 310 / 923
۞
Sa'dî
vef. 1376 / 1956
İbn Kesîr Tefsiri
Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm
Muavvizeteyn Surelerinin (Felak ve Nas surelerinin) Tefsiri. İkisi de Medine'de İnmiştir.
İmam Ahmed dedi ki: Bize Affân anlattı, bize Hammâd bin Seleme anlattı, bize Âsım bin Behdele haber verdi, o Zir bin Hubeyş’ten nakletti, (Zir) dedi ki: Übey bin Ka’b’a dedim ki: "İbn Mes’ud, Muavvizeteyn’i (Felak ve Nas surelerini) kendi mushafına yazmıyordu?"
​Bunun üzerine (Übey) şöyle dedi:
​"Şehadet ederim ki Resulullah ﷺ bana, Cebrail aleyhisselam’ın kendisine: “De ki: Sığınırım sabahın Rabbine” dediğini, kendisinin de bunu söylediğini; (yine Cebrail'in) kendisine: “De ki: İnsanların Rabbine sığınırım” dediğini, kendisinin de bunu söylediğini haber verdi. Biz de Nebi ﷺ’in söylediğini söylüyoruz."
Ebu Bekir el-Humeydî de bunu Müsned’inde Süfyan bin Uyeyne’den rivayet etti; (Süfyan) dedi ki: Bize Abde bin Ebî Lübâbe ve Âsım bin Behdele anlattı, ikisi de Zir bin Hubeyş’ten işitmişler, (Zir) şöyle demiştir:
​Übey bin Ka’b’a Muavvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) hakkında sordum ve dedim ki: "Ey Ebu’l-Münzir! Şüphesiz kardeşin İbn Mes’ud o ikisini mushaftan kazıyor (siliyor)."
​Bunun üzerine (Übeyy) dedi ki:
​"Şüphesiz ben de bunu Resulullah ﷺ’e sordum da şöyle buyurdu: “Bana 'De' denildi, ben de dedim.” Biz de Resulullah ﷺ’in buyurduğu gibi söylüyoruz."
Buhârî dedi ki: Bize Ali bin Abdullah anlattı, bize Süfyân anlattı, bize Abde bin Ebî Lübâbe, Zirr bin Hubeyş’ten anlattı –ve (ayrıca) bize Âsım, Zirr’den anlattı– (Zirr) şöyle dedi:
​Übeyy bin Ka’b’a sordum ve dedim ki: "Ey Ebu’l-Münzir! Şüphesiz kardeşin İbn Mes’ud şöyle şöyle söylüyor."
​Bunun üzerine (Übeyy) dedi ki: “Şüphesiz ben de bunu Nebi ﷺ’e sordum da şöyle buyurdu: “Bana denildi, ben de dedim.” Biz de Resulullah ﷺ’in buyurduğu gibi buyuruyoruz.”
Bunu Buhârî de (başka bir yerde) ve Nesâî; Kuteybe’den, o Süfyân bin Uyeyne’den, o Abde ve Âsım bin Ebî’n-Nücûd’dan, o Zir bin Hubeyş’ten, o da Übey bin Ka’b’dan benzeri şekilde (aynı hadis olarak) rivayet etmiştir.
​Hâfız Ebu Ya’lâ dedi ki: Bize el-Ezrak bin Ali anlattı, bize Hassân bin İbrâhim anlattı, bize es-Salt bin Behrâm, İbrâhim’den, o Alkame’den anlattı, (Alkame) dedi ki: Abdullah İbn Mes’ud Muavvizeteyn’i (Felak ve Nas surelerini) mushaftan kazıyordu (siliyordu) ve şöyle diyordu: "Şüphesiz ki Resulullah ﷺ’e sadece o ikisi ile sığınması emredildi." Abdullah o ikisini (namazda sure olarak) okumuyordu.
​Bunu Abdullah bin Ahmed; el-A’meş’in hadisinden, o Ebu İshak’tan, o Abdurrahman bin Yezîd’den rivayet etti, (Abdurrahman) dedi ki: Abdullah İbn Mes’ud Muavvizeteyn’i kendi mushaflarından kazıyordu ve şöyle diyordu: "Şüphesiz ki o ikisi Allah’ın kitabından değildir." El-A’meş dedi ki: Ve bize Âsım, Zir bin Hubeyş’ten, o Übey bin Ka’b’dan anlattı, (Übeyy) dedi ki: O ikisini Resulullah ﷺ’e sorduk da şöyle buyurdu: “Bana denildi, ben de dedim.”
​Bu (durum), kıraat imamları ve fakihlerin çoğunun katında meşhurdur: İbn Mes’ud, Muavvizeteyn’i kendi mushafına yazmıyordu. Bunun sebebi muhtemelen o, ikisini Nebi ﷺ’den işitmemiş ve onun nezdinde bu konuda tevatürün gerçekleşmemiş olmasıdır. Daha sonra belki de bu görüşünden vazgeçip cemaatin (diğer sahabilerin) görüşüne dönmüştür. Çünkü sahabiler radıyallahu anhum Muavvizeteyn’i resmi mushaflara yazmışlar ve diğer şehirlere de bu şekilde göndermişlerdir. Hamd ve minnet Allah’adır.
​Müslim Sahih’inde dedi ki: Bize Kuteybe anlattı, bize Cerîr, Beyân’dan, o Kays bin Ebî Hâzim’den, o Ukbe bin Âmir’den anlattı, (Ukbe) dedi ki: Resulullah ﷺ şöyle buyurdu: “Bu gece indirilen ve benzerleri asla görülmemiş olan ayetleri görmedin mi? “De ki: Sığınırım sabahın Rabbine” ve “De ki: İnsanların Rabbine sığınırım” dır.”
​Bunu Ahmed ve Müslim de (başka bir yerde), Tirmizî ve Nesâî de İsmâil bin Ebî Hâlid’in hadisinden, o Kays bin Ebî Hâzim’den, o Ukbe’den benzeri şekilde  rivayet etmiştir.
Tirmizî dedi ki: Hasen sahihtir. 
Başka Bir Rivayette: İmam Ahmed dedi ki: Bize el-Velîd bin Müslim anlattı, bize İbn Câbir, el-Kâsım Ebu Abdurrahman’dan, o Ukbe bin Âmir’den anlattı, (Ukbe) dedi ki: Ben geçitlerden bir geçitte Resulullah ﷺ’in devesini (veya bineğini) önden çekip götürürken bana şöyle buyurdu: “Ey Ukbe, binmeyecek misin?” (Ukbe) dedi ki: Resulullah ﷺ’in bineğine binmeyi O'na karşı bir saygısızlık sayarak çekindim. Sonra tekrar buyurdu: “Ey Ukiyb, binmeyecek misin?” (Ukbe) dedi ki: Bunun bir isyan (itaatsizlik) olmasından korktum. (Ukbe) dedi ki: Bunun üzerine Resulullah ﷺ indi ve ben azıcık bir süre (bineğe) bindim, sonra O bindi, sonra şöyle buyurdu: “Ey Ukiyb, sana insanların okuduğu en hayırlı  iki sureyi öğreteyim mi?” Dedim ki: Evet, ey Resulullah! Bunun üzerine bana: “De ki: Sığınırım sabahın Rabbine” ve “De ki: İnsanların Rabbine sığınırım”ı okuttu. Sonra namaza kamet getirildi, Resulullah ﷺ öne geçti ve o iki sûreyi okudu. Sonra bana uğradı ve şöyle buyurdu: “Nasıl gördün ey Ukıyb? Her uyuduğunda ve her kalktığında o ikisini oku.”
​Bunu Nesâî, el-Velîd bin Müslim ve Abdullah bin Mübarek’in hadisinden rivayet etmiştir; her ikisi de İbn Câbir’den benzeri şekilde nakletmiştir. 
Bunu Ebu Dâvûd ve Nesâî de İbn Vehb’in hadisinden, o Muâviye bin Sâlih’ten, o el-Alâ bin el-Hâris’ten, o el-Kâsım bin Abdurrahman’dan, o Ukbe’den benzeri şekilde rivayet etmiştir.
Başka Bir Rivayette: Ahmed dedi ki: Bize Ebu Abdurrahman anlattı, bize Saîd bin Ebî Eyyûb anlattı, bana Yezîd bin Abdülazîz er-Ruaynî ve Ebu Merhûm, Yezîd bin Muhammed el-Kureşî’den, o Ali bin Rebâh’tan, o Ukbe bin Âmir’den anlattı, (Ukbe) dedi ki: Resulullah ﷺ bana her namazın arkasından (sonunda) Muavvizât’ı (koruyucu sureleri) okumamı emretti.
​Bunu Ebu Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî yollarla (farklı rivayetlerle) Ali bin Ebî Rebâh’tan rivayet etmişlerdir ve tirmizî Garib hadistir demiştir.
Başka Bir Rivayette: Ahmed dedi ki: Bize Yahya bin İshak anlattı, bize İbn Lehîa, Müşrah bin Hâân’dan, o Ukbe bin Âmir’den anlattı, (Ukbe) dedi ki: Resulullah ﷺ bana şöyle buyurdu: “Muavvizeteyn’i oku, çünkü sen o ikisinin bir benzerini asla okuyamazsın.” Bunu (rivayet etmede) Ahmed tek kalmıştır.
Başka Bir Rivayette: Ahmed dedi ki: Bize Hayve bin Şüreyh anlattı, bize Bakiyye anlattı, bize Buhayr bin Sa’d, Hâlid bin Ma’dân’dan, o Cübeyr bin Nüfeyr’den, o Ukbe bin Âmir’den anlattı ki o şöyle demiştir: Şüphesiz Resulullah ﷺ’e boz (alaca beyaz) bir katır hediye edilmişti, O da ona bindi ve Ukbe'de onu O'nun için önden çekip götürmeye başladı. Bunun üzerine Resulullah ﷺ şöyle buyurdu: “De ki: Sığınırım sabahın Rabbine”ı oku.” Onu okuyuncaya kadar bunu tekrarladı. Benim onunla (o sureyle) pek fazla sevinmediğimi anladı da şöyle buyurdu: “Belki de onu hafife aldın? Sen (namaza) kalkıp da onun bir dengiyle asla namaz kılamazsın.”
​Bunu Nesâî, Amr bin Osman’dan, o Bakiyye’den benzeri şekilde rivayet etmiştir. Ve Nesâî bunu ayrıca (Süfyan) es-Sevrî’nin hadisinden, o Muâviye bin Sâlih’ten, o Abdurrahman bin Cübeyr bin Nüfeyr’den, o babasından, o Ukbe bin Âmir’den rivayet etmiştir ki: O, Resulullah ﷺ’e Muavvizeteyn hakkında sormuş, o da bunun benzerini zikretmiştir.
Başka Bir Rivayette: Nesâî dedi ki: Bize Muhammed bin Abdüla’lâ haber verdi, bize el-Mu’temir anlattı, Nu’mân’dan işittim, o Ziyâd Ebu’l-Esed’den, o Ukbe bin Âmir’den nakletti; şüphesiz Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz insanlar şu ikisinin bir benzeriyle asla (Allah’a)  sığınmamışlardır: “De ki: Sığınırım sabahın Rabbine” ve “De ki: İnsanların Rabbine sığınırım” dır.”
Başka Bir Rivayette: Nesâî dedi ki: Bize Kuteybe haber verdi, bize el-Leys, İbn Aclân’dan, o Saîd el-Makburî’den, o Ukbe bin Âmir’den anlattı, (Ukbe) dedi ki: Resulullah ﷺ ile birlikte yürüyordum, şöyle buyurdu: “Ey Ukbe, de (oku)!” Dedim ki: Ne diyeyim? Sustu (cevap vermedi). Sonra yine buyurdu: “De!” Dedim ki: Ne diyeyim ey Resulullah? Sustu. Bunun üzerine dedim ki: Allah’ım onu bana geri döndür (tekrar söylet). Buyurdu ki: “Ey Ukbe, de (oku)!”  Dedim ki: Ne diyeyim ey Resulullah? Buyurdu ki: “De ki: Sığınırım sabahın Rabbine”, ben de onu sonuna kadar okudum. Sonra buyurdu ki: “De!” Dedim ki: Ne diyeyim ey Resulullah? Buyurdu ki: “De ki: İnsanların Rabbine sığınırım”, ben de onu sonuna kadar okudum. İşte bunun üzerine Resulullah ﷺ şöyle buyurdu: “Bir şey isteyen onların bir benzeriyle istememiştir ve sığınan kişi de onların bir benzeriyle (Allah’a) sığınmamıştır.”

Başka Bir Rivayette: Nesâî dedi ki: Bize Muhammed bin Yessâr haber verdi, bize Abdurrahman anlattı, bize Muâviye, el-Alâ bin el-Hâris’ten, o Mekhûl’den, o Ukbe bin Âmir’den anlattı: Şüphesiz Resulullah ﷺ sabah namazında O iki sûreyi okumuştur.
Başka Bir Rivayette: Nesâî dedi ki: Bize Kuteybe haber verdi, bize el-Leys, Yezîd bin Ebî Habîb’den, o Ebu İmrân Eslem’den, o Ukbe bin Âmir’den anlattı, (Ukbe) dedi ki: Resulullah ﷺ binek üzerindeyken O'nu takip ettim, elimi ayağının üzerine koydum ve dedim ki: Bana Hud suresini veya Yusuf suresini okut. Buyurdu ki: “Allah katında, “De ki: Sığınırım sabahın Rabbine”dan daha faydalı hiçbir şey okuyamazsın.”
Başka Bir Hadiste: Nesâî dedi ki: Bize Mahmûd bin Hâlid haber verdi, bize el-Velîd anlattı, bize Ebu Amr el-Evzâî, Yahya bin Ebî Kesîr’den, o Muhammed bin İbrâhim bin el-Hâris’ten, o Ebu Abdullah’tan, o İbn Âiş el-Cühenî’den anlattı: Şüphesiz Nebi ﷺ ona şöyle buyurmuştur: “Ey İbn Âiş! Sığınanların kendisiyle sığındığı şeylerin en faziletlisini sana göstereyim mi –veya haber vereyim mi–?” (İbn Âiş) dedi ki: Evet, ey Resulullah! Buyurdu ki:“De ki: Sığınırım sabahın Rabbine” ve De ki: İnsanların Rabbine sığınırım” işte bu iki sûredir.”
​İşte bunlar Ukbe’den gelen ve ondan mütevatir gibi olan rivayetlerdir (tarıklardır); hadis muhakkiklerinin birçoğu katında kesin bilgi (kat'iyyet) ifade eder.
​Ve daha önce ondan (Ukbe'den) nakledilen Süddî bin Aclân ve Ferve bin Mücâhid rivayetinde şu geçmişti: “Sana Tevrat’ta da, İncil’de de, Zebur’da da, Furkan’da (Kur'an'da) da bir benzeri indirilmemiş üç sure öğreteyim mi? “De ki: O Allah tektir”“De ki: Sığınırım sabahın Rabbine” ve De ki: İnsanların Rabbine sığınırım” dır.”
Başka Bir Hadiste: ​İmam Ahmed dedi ki: Bize İsmâil anlattı, bize el-Cüreyrî, Ebu’l-Alâ’dan anlattı, (Ebu'l-Alâ) dedi ki: Bir adam şöyle dedi: Bir yolculukta Resulullah ﷺ ile beraberdik, insanlar nöbetleşe biniyorlardı ve binitlerde azlık (kıtlık) vardı. Resulullah ﷺ’in binit sırası ile benim binit sıram denk geldi. Bana yetişti ve [arkamdan] omuzuma vurdu, sonra şöyle buyurdu: “De ki: Sığınırım sabahın Rabbine”, Resulullah ﷺ onu okudu, ben de O'nunla beraber okudum. Sonra buyurdu ki: De ki: İnsanların Rabbine sığınırım” Resulullah ﷺ onu okudu, ben de O'nunla beraber okudum. Sonra buyurdu ki: “Namaz kıldığın zaman O iki sûreyi oku.”
Görünen o ki bu adam Ukbe bin Âmir’den başkası değildir, en doğrusunu Allah bilir.
Bunu Nesâî, Yakub bin İbrâhim’den, o İbn Uleyye’den rivayet etmiştir.
Başka Bir Hadiste: Nesâî dedi ki: Bize Muhammed bin el-Müsenna haber verdi, bize Muhammed bin Ca’fer, Abdullah bin Saîd’den anlattı, bana Yezîd bin Rûmân, Ukbe bin Âmir’den, o Abdullah el-Eslemî’den –ki o İbn Üneys’tir– anlattı: Şüphesiz Resulullah ﷺ elini onun göğsünün üzerine koydu, sonra buyurdu ki: “De!” Ne diyeceğimi bilemedim. Sonra bana yine: “De!” buyurdu. Dedim ki: “De ki: O Allah tektir” Sonra bana yine: “De!” buyurdu. Dedim ki: “Sığınırım sabahın Rabbine, Yarattıklarının şerrinden,” onu bitirinceye kadar (okudum). Sonra bana yine: “De!” buyurdu. Dedim ki: De ki: İnsanların Rabbine sığınırım”  onu bitirinceye kadar (okudum). Bunun üzerine Resulullah ﷺ şöyle buyurdu: “İşte böylece (Allah’a) sığın! Sığınanlar asla bunların bir benzeriyle sığınmamışlardır.”
Başka Bir Hadiste: Nesâî dedi ki: Bize Amr bin Ali Ebu Hafs haber verdi, bize Bedel anlattı, bize Şeddâd bin Saîd Ebu Talha, Saîd el-Cüreyrî’den anlattı, bize Ebu Nadra, Câbir bin Abdullah’tan anlattı, (Câbir) dedi ki: Resulullah ﷺ bana şöyle buyurdu: “Oku ey Câbir!.” Dedim ki: Anam babam sana feda olsun, ne okuyayım? Buyurdu ki: "Oku: “De ki: Sığınırım sabahın Rabbine” ve De ki: İnsanların Rabbine sığınırım” Ben de o ikisini okudum. Bunun üzerine buyurdu ki: “O ikisini oku, sen o ikisinin bir benzerini asla okuyamazsın.”
​Daha önce Âişe’nin hadisi geçmişti; şüphesiz Resulullah ﷺ o ikisini okur, avuçlarına üfler ve o ikisiyle başını, yüzünü ve bedeninden ulaşabildiği yerleri meshederdi.
​İmam Mâlik dedi ki: İbn Şihâb’dan, o Urve’den, o Âişe’den nakletti: Şüphesiz Resulullah ﷺ hastalandığı zaman kendi üzerine Muavvizeteyn’i okur ve üflerdi. Ağrısı şiddetlendiğinde ise onun üzerine ben okurdum ve onun bereketini umarak kendi eliyle üzerini meshederdim.
​Bunu Buhârî, Abdullah bin Yûsuf’tan; Müslim, Yahya bin Yahya’dan; Ebu Dâvûd, el-Ka’nebî’den; Nesâî, Kuteybe’den –ve İbnü’l-Kâsım ile Îsâ bin Yûnus’un hadisinden–; İbn Mâce ise Ma’n ve Bişr bin Ömer’in hadisinden rivayet etmiştir; onların sekizi de bunu Mâlik’ten rivayet etmişlerdir.
Daha önce "Nûn" (Kalem) suresinin sonunda Ebu Nadra’nın Ebu Saîd’den olan hadisinde şu geçmişti: Şüphesiz Resulullah ﷺ cinlerin gözlerinden ve insanın gözünden (nazardan) sığınırdı. Muavvizeteyn indiği zaman ise bu iki sûreyle (Allah’a) sığınmaya başlamıştı ve o ikisinin dışındakileri bıraktı. Bunu Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce rivayet etmiştir.
Tirmizî dedi ki: Hasen bir hadistir
İbn Ebî Hâtim dedi ki: Bize Ahmed bin İsam anlattı, bize Ebu Ahmed ez-Zübeyrî anlattı, bize Hasan bin Salih, Abdullah bin Muhammed bin Akîl’den, o Câbir’den anlattı, (Câbir) dedi ki: “el-Felak” sabahtır (sabah vaktidir).
​El-Avfî, İbn Abbas’tan nakletti: “el-Felak” sabahtır. Mücâhid, Saîd bin Cübeyr, Abdullah bin Muhammed bin Akîl, el-Hasan, Katâde, Muhammed bin Ka’b el-Kurazî, İbn Zeyd ve Zeyd bin Eslem’den naklen Mâlik’ten de bunun bir benzeri rivayet edilmiştir.
​El-Kurazî, İbn Zeyd ve İbn Cerîr dediler ki: “el-Felak”, Yüce Allah’ın şu sözü gibidir: “(O), sabahı yarıp çıkarandır” [En'âm: 96].
​Ali bin Ebî Talha ise İbn Abbas’tan nakletti: “el-Felak” mahlukattır (yaratılanlardır). ed-Dahhâk da böyle demiştir: "Allah, Nebisine mahlukatın (yaratılanların) tamamından sığınmasını emretmiştir."
​Ka’b el-Ahbâr dedi ki: “el-Felak”, cehennemde bir evdir; o açıldığı zaman onun sıcağının şiddetinden bütün cehennem ehli çığlık atar. Bunu İbn Ebî Hâtim rivayet etti, sonra şöyle dedi:
​Bize babam anlattı, bize Süheyl bin Osman, ismini verdiği bir adamdan, o es-Süddî’den, o Zeyd bin Ali’den, o babalarından anlattı ki onlar şöyle demişlerdir: “el-Felak” cehennemin dibinde bir kuyudur (çukurdur), üzerinde bir kapak vardır. Onun kapağı kaldırıldığı zaman ondan bir ateş çıkar ki, çıkan şeyin sıcağının şiddetinden cehennem feryat eder (çığlık atar).
​Amr bin Abese, es-Süddî ve başkalarından da böylece rivayet edilmiştir. Ve bu hususta merfu (Nebi'ye ulaşan) münker bir hadis de varid olmuştur; İbn Cerîr şöyle demiştir:
​Bana İshak bin Vehb el-Vâsıtî anlattı, bize Mes’ûd bin Mûsâ bin Mişkân el-Vâsıtî anlattı, bize Nasr bin Huzeyme el-Horasânî, Şuayb bin Safvân’den, o Muhammed bin Ka’b el-Kurazî’den, o Ebu Hureyre’den, Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur: " “el-Felak” cehennemde üzeri örtülü bir kuyudur" Bunun isnadı garibtir ve merfu olarak (Nebi'nin sözü olarak) sabit (sahih) değildir.
​Ebu Abdurrahman el-Hubulî dedi ki: “el-Felak” cehennemin isimlerindendir.
​İbn Cerîr dedi ki: Doğru olan görüş birinci görüştür; o da onun (sabah vakti) olduğudur. Doğru olan da budur ve bu, Buhârî rahimehullah'ın Sahih’indeki tercihidir.
تفسير سورتي المعوذتين وهما مدنيتان .
قال الإمام أحمد : حدثنا عفان ، حدثنا حماد بن سلمة ، أخبرنا عاصم بن بهدلة ، عن زر بن حبيش ، قال : قلت لأبي بن كعب : إن ابن مسعود [ كان ] لا يكتب المعوذتين في مصحفه ؟ فقال : أشهد أن رسول الله صلى الله عليه وسلم أخبرني أن جبريل عليه السلام ، قال له : " قل أعوذ برب الفلق " فقلتها ، قال : " قل أعوذ برب الناس " فقلتها . فنحن نقول ما قال النبي صلى الله عليه وسلم .
ورواه أبو بكر الحميدي في مسنده ، عن سفيان بن عيينة ، حدثنا عبدة بن أبي لبابة وعاصم بن بهدلة ، أنهما سمعا زر بن حبيش قال : سألت أبي بن كعب عن المعوذتين ، فقلت : يا أبا المنذر ، إن أخاك ابن مسعود يحكهما من المصحف . فقال : إني سألت رسول الله صلى الله عليه وسلم ، فقال : " قيل لي : قل ، فقلت " . فنحن نقول كما قال رسول الله صلى الله عليه وسلم .
وقال أحمد : حدثنا وكيع ، حدثنا سفيان ، عن عاصم ، عن زر قال : سألت ابن مسعود عن المعوذتين فقال : سألت النبي صلى الله عليه وسلم عنهما فقال : " قيل لي ، فقلت لكم ، فقولوا " . قال أبي : فقال لنا النبي صلى الله عليه وسلم فنحن نقول .
وقال البخاري : حدثنا علي بن عبد الله ، حدثنا سفيان ، حدثنا عبدة بن أبي لبابة ، عن زر بن حبيش - وحدثنا عاصم ، عن زر - قال : سألت أبي بن كعب فقلت : أبا المنذر ، إن أخاك ابن مسعود يقول كذا وكذا . فقال : إني سألت النبي صلى الله عليه وسلم فقال : " قيل لي ، فقلت " . فنحن نقول كما قال رسول الله صلى الله عليه وسلم .
ورواه البخاري أيضا والنسائي ، عن قتيبة ، عن سفيان بن عيينة ، عن عبدة وعاصم بن أبي النجود ، عن زر بن حبيش ، عن أبي بن كعب به .
وقال الحافظ أبو يعلى : حدثنا الأزرق بن علي ، حدثنا حسان بن إبراهيم ، حدثنا الصلت بن بهرام ، عن إبراهيم ، عن علقمة قال : كان عبد الله يحك المعوذتين من المصحف ، ويقول : إنما أمر رسول الله صلى الله عليه وسلم أن يتعوذ بهما ، ولم يكن عبد الله يقرأ بهما
ورواه عبد الله بن أحمد من حديث الأعمش ، عن أبي إسحاق ، عن عبد الرحمن بن يزيد قال : كان عبد الله يحك المعوذتين من مصاحفه ، ويقول : إنهما ليستا من كتاب الله - قال الأعمش : وحدثنا عاصم ، عن زر بن حبيش ، عن أبي بن كعب قال : سألنا عنهما رسول الله صلى الله عليه وسلم ، قال : " قيل لي ، فقلت " .
وهذا مشهور عند كثير من القراء والفقهاء : أن ابن مسعود كان لا يكتب المعوذتين في مصحفه ، فلعله لم يسمعهما من النبي صلى الله عليه وسلم ، ولم يتواتر عنده ، ثم لعله قد رجع عن قوله ذلك إلى قول الجماعة ، فإن الصحابة ، رضي الله عنهم ، كتبوهما في المصاحف الأئمة ، ونفذوها إلى سائر الآفاق كذلك ، ولله الحمد والمنة .
وقد قال مسلم في صحيحه : حدثنا قتيبة ، حدثنا جرير ، عن بيان ، عن قيس بن أبي حازم ، عن عقبة بن عامر قال : قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " ألم تر آيات أنزلت هذه الليلة لم ير مثلهن قط : " قل أعوذ برب الفلق " و " قل أعوذ برب الناس " .
ورواه أحمد ومسلم أيضا ، والترمذي والنسائي من حديث إسماعيل بن أبي خالد ، عن قيس بن أبي حازم ، عن عقبة به . وقال الترمذي : حسن صحيح .
طريق أخرى : قال الإمام أحمد : حدثنا الوليد بن مسلم ، حدثنا ابن جابر ، عن القاسم أبي عبد الرحمن ، عن عقبة بن عامر قال : بينا أنا أقود برسول الله صلى الله عليه وسلم في نقب من تلك النقاب ، إذ قال لي : " يا عقبة ، ألا تركب ؟ " . قال : [ فأجللت رسول الله صلى الله عليه وسلم أن أركب مركبه . ثم قال : " يا عقيب ، ألا تركب ؟ " . قال ] فأشفقت أن تكون معصية ، قال : فنزل رسول الله صلى الله عليه وسلم وركبت هنيهة ، ثم ركب ، ثم قال : " يا عقيب ، ألا أعلمك سورتين من خير سورتين قرأ بهما الناس ؟ " . قلت : بلى يا رسول الله . فأقرأني : " قل أعوذ برب الفلق " و " قل أعوذ برب الناس " ثم أقيمت الصلاة ، فتقدم رسول الله صلى الله عليه وسلم فقرأ بهما ، ثم مر بي فقال : " كيف رأيت يا عقيب ، اقرأ بهما كلما نمت وكلما قمت " .
ورواه النسائي من حديث الوليد بن مسلم وعبد الله بن المبارك ، كلاهما عن ابن جابر به .
ورواه أبو داود والنسائي أيضا ، من حديث ابن وهب ، عن معاوية بن صالح ، عن العلاء بن الحارث ، عن القاسم بن عبد الرحمن ، عن عقبة به .
طريق أخرى : قال أحمد : حدثنا أبو عبد الرحمن ، حدثنا سعيد بن أبي أيوب ، حدثني يزيد بن عبد العزيز الرعيني وأبو مرحوم ، عن يزيد بن محمد القرشي ، عن علي بن رباح عن عقبة بن عامر قال : أمرني رسول الله صلى الله عليه وسلم أن أقرأ بالمعوذات في دبر كل صلاة .
ورواه أبو داود والترمذي والنسائي من طرق ، عن علي بن أبي رباح . وقال الترمذي : غريب .
طريق أخرى : قال أحمد : حدثنا يحيى بن إسحاق ، حدثنا ابن لهيعة ، عن مشرح بن هاعان ، عن عقبة بن عامر قال : قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم : " اقرأ بالمعوذتين ، فإنك لن تقرأ بمثلهما " . تفرد به أحمد .
طريق أخرى : قال أحمد : حدثنا حيوة بن شريح ، حدثنا بقية ، حدثنا بحير بن سعد ، عن خالد بن معدان ، عن جبير بن نفير ، عن عقبة بن عامر أنه قال : إن رسول الله صلى الله عليه وسلم أهديت له بغلة شهباء ، فركبها فأخذ عقبة يقودها له ، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : اقرأ " قل أعوذ برب الفلق " . فأعادها له حتى قرأها ، فعرف أني لم أفرح بها جدا ، فقال : " لعلك تهاونت بها ؟ فما قمت تصلي بشيء مثلها " .
ورواه النسائي ، عن عمرو بن عثمان ، عن بقية به . ورواه النسائي أيضا من حديث الثوري ، عن معاوية بن صالح ، عن عبد الرحمن بن جبير بن نفير ، عن أبيه ، عن عقبة بن عامر : أنه سأل رسول الله صلى الله عليه وسلم عن المعوذتين ، فذكر نحوه .
طريق أخرى : قال النسائي : أخبرنا محمد بن عبد الأعلى ، حدثنا المعتمر ، سمعت النعمان ، عن زياد أبي الأسد ، عن عقبة بن عامر ; أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : " إن الناس لم يتعوذوا بمثل هذين : " قل أعوذ برب الفلق " و " قل أعوذ برب الناس " .
طريق أخرى : قال النسائي : أخبرنا قتيبة ، حدثنا الليث ، عن ابن عجلان ، عن سعيد المقبري ، عن عقبة بن عامر قال : كنت أمشي مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال : " يا عقبة ، قل " . فقلت : ماذا أقول ؟ فسكت عني ، ثم قال : " قل " . قلت : ماذا أقول يا رسول الله ؟ فسكت عني ، فقلت : اللهم اردده علي . فقال : " يا عقبة ، قل " . قلت : ماذا أقول يا رسول الله ؟ فقال : " " قل أعوذ برب الفلق " ، فقرأتها حتى أتيت على آخرها ، ثم قال : " قل " . قلت : ماذا أقول يا رسول الله ؟ قال : " " قل أعوذ برب الناس " ، فقرأتها حتى أتيت على آخرها ، ثم قال رسول الله صلى الله عليه وسلم عند ذلك : " ما سأل سائل بمثلهما ، ولا استعاذ مستعيذ بمثلهما " .
طريق أخرى : قال النسائي : أخبرنا محمد بن يسار ، حدثنا عبد الرحمن ، حدثنا معاوية ، عن العلاء بن الحارث ، عن مكحول ، عن عقبة بن عامر : أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قرأ بهما في صلاة الصبح .
طريق أخرى : قال النسائي : أخبرنا قتيبة ، حدثنا الليث ، عن يزيد بن أبي حبيب ، عن أبي عمران أسلم ، عن عقبة بن عامر قال : اتبعت رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو راكب ، فوضعت يدي على قدمه فقلت : أقرئني سورة هود أو سورة يوسف . فقال : " لن تقرأ شيئا أنفع عند الله من " قل أعوذ برب الفلق " .
حديث آخر : قال النسائي : أخبرنا محمود بن خالد ، حدثنا الوليد ، حدثنا أبو عمرو الأوزاعي ، عن يحيى بن أبي كثير ، عن محمد بن إبراهيم بن الحارث ، عن أبي عبد الله ، عن ابن عائش الجهني : أن النبي صلى الله عليه وسلم قال له : " يا ابن عائش ، ألا أدلك - أو : ألا أخبرك - بأفضل ما يتعوذ به المتعوذون ؟ " . قال : بلى ، يا رسول الله . قال : " " قل أعوذ برب الفلق " و " قل أعوذ برب الناس " هاتان السورتان " .
فهذه طرق عن عقبة كالمتواترة عنه ، تفيد القطع عند كثير من المحققين في الحديث .
وقد تقدم في رواية صدي بن عجلان وفروة بن مجاهد ، عنه : " ألا أعلمك ثلاث سور لم ينزل في التوراة ولا في الإنجيل ولا في الزبور ولا في الفرقان مثلهن ؟ " قل هو الله أحد " و " قل أعوذ برب الفلق " و " قل أعوذ برب الناس " .
حديث آخر : قال الإمام أحمد : حدثنا إسماعيل ، حدثنا الجريري ، عن أبي العلاء قال : قال رجل : كنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم في سفر ، والناس يعتقبون ، وفي الظهر قلة ، فحانت نزلة رسول الله صلى الله عليه وسلم ونزلتي ، فلحقني فضرب [ من بعدي ] منكبي ، فقال : " " قل أعوذ برب الفلق " ، فقرأها رسول الله صلى الله عليه وسلم وقرأتها معه ، ثم قال : " " قل أعوذ برب الناس " ، فقرأها رسول الله صلى الله عليه وسلم وقرأتها معه ، فقال : " إذا صليت فاقرأ بهما " .
الظاهر أن هذا الرجل هو عقبة بن عامر ، والله أعلم .
ورواه النسائي ، عن يعقوب بن إبراهيم ، عن ابن علية به .
حديث آخر : قال النسائي : أخبرنا محمد بن المثنى ، حدثنا محمد بن جعفر ، عن عبد الله بن سعيد ، حدثني يزيد بن رومان ، عن عقبة بن عامر ، عن عبد الله الأسلمي - هو ابن أنيس - : أن رسول الله صلى الله عليه وسلم وضع يده على صدره ثم قال : " قل " . فلم أدر ما أقول ، ثم قال لي : " قل " . قلت : " قل هو الله أحد " ثم قال لي : " قل " . قلت : " أعوذ برب الفلق من شر ما خلق " حتى فرغت منها ، ثم قال لي : " قل " . قلت : " قل أعوذ برب الناس " حتى فرغت منها . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " هكذا فتعوذ ، ما تعوذ المتعوذون بمثلهن قط " .
حديث آخر : قال النسائي : أخبرنا عمرو بن علي أبو حفص ، حدثنا بدل ، حدثنا شداد بن سعيد أبو طلحة ، عن سعيد الجريري ، حدثنا أبو نضرة ، عن جابر بن عبد الله قال : قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم : " اقرأ يا جابر " . قلت : وما أقرأ بأبي أنت وأمي ؟ قال : " اقرأ : " قل أعوذ برب الفلق " و " قل أعوذ برب الناس " . فقرأتهما ، فقال : " اقرأ بهما ، ولن تقرأ بمثلهما " .
وتقدم حديث عائشة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يقرأ بهن ، وينفث في كفيه ، ويمسح بهما رأسه ووجهه ، وما أقبل من جسده .
وقال الإمام مالك : عن ابن شهاب ، عن عروة عن عائشة : أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان إذا اشتكى يقرأ على نفسه بالمعوذتين وينفث ، فلما اشتد وجعه كنت أقرأ عليه ، وأمسح بيده عليه ، رجاء بركتها .
ورواه البخاري ، عن عبد الله بن يوسف . ومسلم ، عن يحيى بن يحيى . وأبو داود ، عن القعنبي . والنسائي ، عن قتيبة - ومن حديث ابن القاسم وعيسى بن يونس - وابن ماجه من حديث معن وبشر بن عمر ، ثمانيتهم عن مالك به .
وتقدم في آخر سورة : " ن " من حديث أبي نضرة عن أبي سعيد : أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يتعوذ من أعين الجان وعين الإنسان ، فلما نزلت المعوذتان أخذ بهما ، وترك ما سواهما . رواه الترمذي والنسائي وابن ماجه ، وقال الترمذي : حديث حسن .
قال ابن أبي حاتم : حدثنا أحمد بن عصام ، حدثنا أبو أحمد الزبيري ، حدثنا حسن بن صالح ، عن عبد الله بن محمد بن عقيل عن جابر قال : الفلق : الصبح .
وقال العوفي عن ابن عباس : ( الفلق ) الصبح . وروي عن مجاهد ، وسعيد بن جبير ، وعبد الله بن محمد بن عقيل ، والحسن ، وقتادة ، ومحمد بن كعب القرظي ، وابن زيد ، ومالك ، عن زيد بن أسلم ، مثل هذا .
قال القرظي وابن زيد وابن جرير : وهي كقوله تعالى : ( فالق الإصباح ) [ الأنعام : 96 ] .
وقال علي بن أبي طلحة عن ابن عباس : ( الفلق ) الخلق . وكذا قال الضحاك : أمر الله نبيه أن يتعوذ من الخلق كله .
وقال كعب الأحبار : ( الفلق ) بيت في جهنم ، إذا فتح صاح جميع أهل النار من شدة حره ، ورواه ابن أبي حاتم ، ثم قال :
حدثنا أبي ، حدثنا سهيل بن عثمان ، عن رجل سماه ، عن السدي عن زيد بن علي ، عن آبائه أنهم قالوا : ( الفلق ) جب في قعر جهنم ، عليه غطاء ، فإذا كشف عنه خرجت منه نار تصيح منه جهنم ، من شدة حر ما يخرج منه .
وكذا روي عن عمرو بن عبسة والسدي وغيرهم . وقد ورد في ذلك حديث مرفوع منكر ، فقال ابن جرير :
حدثني إسحاق بن وهب الواسطي ، حدثنا مسعود بن موسى بن مشكان الواسطي ، حدثنا نصر بن خزيمة الخراساني ، عن شعيب بن صفوان ، عن محمد بن كعب القرظي ، عن أبي هريرة ، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال : " ( الفلق ) جب في جهنم مغطى " إسناده غريب ولا يصح رفعه .
وقال أبو عبد الرحمن الحبلي : ( الفلق ) من أسماء جهنم .
قال ابن جرير : والصواب القول الأول ، أنه فلق الصبح . وهذا هو الصحيح ، وهو اختيار البخاري رحمه الله ، في صحيحه .
Bağlantı kopyalandı