İhlâs Sûresi
Ali b. Ebî Talha, İbn Abbas’tan şöyle rivayet etmiştir: “es-Samed”; efendiliğinde kemale ermiş efendi, şerefinde kemale ermiş şeref sahibi, azametinde kemale ermiş yüce zât, hilminde (yumuşaklık) kemale ermiş halîm, ilminde kemale ermiş alîm, hikmetinde kemale ermiş hakîmdir. O, bütün şeref ve efendilik çeşitlerinde kemale ermiş olandır. İşte O, Sübhânehu ve Teâlâ olan Allah’tır. Bu sıfat yalnız O’na layıktır. O’nun hiçbir dengi yoktur. Hiçbir şey O’nun benzeri değildir.Tek ve Kahhâr olan Allah’ı tesbih ederim.”
A‘meş, Şakîk’ten; o da Ebû Vâil’den şöyle rivayet etmiştir: “es-Samed”; efendiliği en son noktaya ulaşmış olan efendidir.” Âsım da Ebû Vâil’den; o da İbn Mes‘ûd’dan bunun benzerini rivayet etmiştir.
Mâlik, Zeyd b. Eslem’den şöyle rivayet etmiştir: “es-Samed”; efendidir.
Hasan-ı Basrî ve Katâde şöyle demişlerdir: O, yaratıklarından sonra da baki kalacak olandır.
Hasan-ı Basrî ayrıca şöyle demiştir: “es-Samed”; yok olması söz konusu olmayan Hayy ve Kayyûm’dur.
İkrime şöyle demiştir: “es-Samed”; kendisinden hiçbir şey çıkmayan ve yemek yemeyen zattır.”
Rebî‘ bin Enes şöyle demiştir: “O, doğurmayan ve doğurulmayan zâttır.”
Sanki Rebî‘, kendisinden sonra gelen ayeti onun tefsiri kabul etmiştir. O da şu ayettir:
“Doğurmamış ve doğurulmamıştır.”
Bu güzel bir tefsirdir. Bu hususta daha önce İbn Cerîr’in Übey bin Ka‘b’dan rivayet ettiği hadis geçmişti ve o hadis bu manayı açıkça ifade etmektedir.
İbn Mes‘ûd, İbn Abbas, Saîd bin el-Müseyyeb, Mücâhid, Abdullah b. Büreyde, yine İkrime, Saîd bin Cübeyr, Atâ bin Ebî Rebâh, Atıyye el-Avfî, Dahhâk ve Süddî şöyle demişlerdir: “es-Samed”; içi boşluk (cevf) bulunmayan zâttır.”
Süfyân, Mansûr’dan; o da Mücâhid’den şöyle rivayet etmiştir:
“es-Samed”; içi boş olmayan, tam ve dolu olan varlıktır.”Şa‘bî şöyle demiştir: “O, yemek yemeyen ve içecek içmeyen zâttır.”
Abdullah bin Büreyde’den ayrıca şu görüş de rivayet edilmiştir: “es-Samed”; parlayıp ışıldayan bir nurdur.”
Bu görüşlerin tamamını İbn Ebî Hâtim, Beyhakî ve Taberânî rivayet etmiş ve nakletmişlerdir. Aynı şekilde Ebû Ca‘fer İbn Cerîr de bunların çoğunu kendi isnadlarıyla zikretmiştir. Daha sonra şöyle demiştir:
Bana el-Abbas bin Ebî Tâlib anlattı, bize Muhammed bin Amr bin Rûmî anlattı, el-A’meş’in kâtibi Ubeydullah bin Saîd’den, o bana Sâlih bin Hayyân’dan anlattı, o Abdullah bin Büreyde’den, o babasından nakletti –(râvi) dedi ki: Onu ancak (Nebi'ye) merfu kıldığını (ulaştırdığını) bilmekteyim– buyurmuştur ki: ““es-Samed” içi boş olmayan zattır.”
Bu oldukça garibtir (zayıftır); doğru olan, onun Abdullah bin Büreyde’nin kendi sözü (mevkuf) olarak rivayet etmesidir.
Hâfız Ebû’l-Kâsım et-Taberânî, Kitâbü’s-Sünne adlı eserinde, “es-Samed”in tefsiri hakkında bu görüşlerin birçoğunu zikrettikten sonra şöyle demiştir: Bu görüşlerin tamamı sahihtir. Bunların hepsi Rabbimiz Azze ve Celle’nin sıfatlarıdır. O, ihtiyaçlar konusunda kendisine yönelinendir. Efendiliği kemale ermiş olandır. İçi boşluk bulunmayan Samed’dir. Yemez ve içmez. Yaratıklarından sonra da baki kalandır.”
Beyhakî de buna yakın bir açıklama yapmıştır.